E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Deli Mustafa C

Mustafa Cemil Dağıstanlı… Nam-ı diğer Deli Mustafa… Seviyeli sohbetlere katılmaktan ve buralarda konuşmaktan büyük bir zevk alır. Kabadayıdır, gözü pektir, korkusuzdur ve kavgacıdır… Dindardır ama yobaz değildir. Her türlü kitabı okuduğu gibi dini kitapları okumayı da çok sever. Hele hele kuzda kalmış boz tarlalardan derlemiş olduğu kıl sorularla imamlara illallah dedirtmekten de pek hoşlanır.

Tamam. Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın epeyce özelliğini saydık. Bitti mi? Bitmedi tabii ki. Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın özellikleri bir çırpıda saymakla biter mi? Mustafa Cemil’in en büyük özelliklerinden biri de yaşı kendisinden küçük olanlarla kolay kolay muhatap olmaz. Yaşı kendisinden küçük olanlarla sohbet mohbet yapmaz. Gençlerle gezmez. Gençlerle işbirliği yapmaz. Gençlerin-aşırı derecede ısrarlarına rağmen-ne masalarına oturur ne de onları kendi masasına davet eder. “Oğlum! Bebekle bulgur yeme üstüne püskürür!” der, çıkar işin içinden. Hâlbuki gençler Mustafa Cemil Dağıstanlı’ya büyük ilgi gösterirler. Saygılarını ve sevgilerini her fırsatta ifade etmeye özenle gayret ederler. Bir dediğini iki etmezler. Ama nafile… Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar; Mustafa Cemil Dağıstanlı gençlere pek yüz vermez. Araya mutlaka bir mesafe koyar. Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın bu konudaki kırmızıçizgileri çok net ve katidir.

Fakat… Kırklı yaşlarına doğru Mustafa Cemil Dağıstanlı bu önemli kuralını bir kereye mahsus olmak üzere bozar. Boyabat’ın-tıpkı kendisi gibi-deli fişek iki genci ne yapıp edip Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın kanına girerler:

-Mustafa abi hürmetler!

-Değerli abim saygılar!

-Abi duyduğumuza göre bugünlerde süper bir mal geçmiş eline!..

-Afgan diyorlar abi!..

-Tek başına tüttürüyormuşsun be abi.

-Abi ayıp olmuyor mu?

-Racona ters değil mi Mustafa abi?

-Abi bizi de gör be!

-Abi biz daha bu zamana kadar hiç Afgan içmedik!

-Abi birer sigara da bize sarıversen!

-Hadi be abi!

Evet. Ağzı laf yapan bu iki genç Mustafa Cemil Dağıstanlı'nın kanına girmeyi başarmışlardı. Yaz mevsiminin aşırı sıcak bir öyle vaktinde parkta çay içerken yapılan bu sohbet işe yaramıştı. Mustafa Cemil, beyaz renkli olan Renault Broadway marka arabasının şoför koltuğuna otururken aşırı sıcağın etkisiyle pek keyifli olmasa da; iki gence bir kere daha şüpheli gözlerle baksa da… Ok yaydan çıkmıştır artık:

-Atlayın lan arkaya!.. Topal Çam’a gidiyoruz!..

İki genç büyük bir sevinçle arka koltuğa kuruldular:

-Abim benim!

-Büyüksün Mustafa abi!

Boyabat’ın hemen yakınındaki Topal Çam, denilen mesire alanında, çam ağaçlarının gölgesinde Afgan sigaralarıyla başlayan sohbet Salih Kuyucak’a göre şahaneydi!.. Ercan Yazıcı'ya göre ise muhteşem!.. Boyabat’ın bağlarına göre oldukça yüksek bir yer olan Topal Çam mevkiinden bakmak pek keyifliydi. Boyabat’ın bağlarına doğru bazen okyanusa bakar gibi; bazen de kızgın çöllere bakar gibi, o iri ve kırmızı gözleriyle bakarak, kalın sigaralarını büyük bir keyifle tüttüren kahramanlarımızın öğle sıcağında başlayan bu muhabbetleri akşam hava kararana kadar devam etti. Hava karardıktan sonra Boyabat’ın bağlarını bir kere de Samanyolu Galaksisine bakar gibi seyreden kahramanlarımızdan Mustafa Cemil Dağıstanlı; “ O kutup yıldızı değil lan salak!.. Ateş böceği!” diyerek gençlerden bir tanesini fırçaladıktan sonra da aniden ayağa kalktı:

-Aha ben gidiyorum lan!

-Ağabeyim hürmetler!

-Hayırlı akşamlar ağabey!

Mustafa Cemil Dağıstanlı, arabasını çalıştırdıktan sonra da gençleri aşırı ciddi bir ses tonuyla uyardı:

-Ulan bana bakın!.. Hava çok sıcak!.. Buralarda uyuyup falan kalmayın!.. Vallahi yılan sokar!.. Başıma iş açmayın benim!..

Mustafa Cemil, tam da gaza basarak uzaklaşacaktı ki kafasını camdan çıkararak gençleri bir kere daha uyarmadan edemedi:

-Bana bakın lan!.. Aşağısı deniz meniz değil!.. Uçurum!.. Haşhaşiler gibi atlarsınız falan da!.. Hah hah hah hah haaaa!..

Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın coşkulu kahkahaları Topal Çam mevkiinden Boyabat’ın şirin bağlarının üzerine doğru gittikçe büyüyen dalgalar gibi yankılanırken; gençler, burunlarını çeke çeke sigaralarını içmeye devam ediyorlardı.

Mustafa Cemil Dağıstanlı, Topal Çam’a iki üç kilometre uzaklıktaki evine beş dakika içinde gelmişti.

Gençler daha sigaralarını bitirememişlerdi. Daha doğrusu bitirmemişlerdi. Bitmesin diye yavaş yavaş tadını çıkartarak içiyorlardı. Sigaralarını bitirene kadar biraz daha sohbet eden; şarkı-türkü söyleyerek vakit geçiren gençler de bir süre sonra kalktılar. Fakat… Boyabat’ın dışındaki bu ormanlık alandan evlerine gitmek üzere yayan olarak yola çıkan gençler biraz sinirli gibiydiler!.. Bir şeylere kızmış gibiydiler!.. Kırmızı görmüş boğa gibi burunlarından soluyorlardı!.. Homurdanarak yola çıkan gençlerin moral bozukluğu; yol boyunca kendi aralarında yapmış oldukları fikir alışverişleri ve kılı kırk yaran değerlendirmeleriyle daha da bozulmuş gibiydi!.. Kan-ter içinde hızlı adımlarla yürüyen gençlerin hâli gönüllü olarak savaşa gidenlerden pek de farklı değildi!..

Eve varır varmaz kısa bir süre dinlenen Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın ilk işi banyoya girmek oldu. “Dam Üstünde Un Eler” türküsünü mırıldanarak başını sabunlamaya çalışan Mustafa Cemil’in keyfi bir hayli yerindeydi. Fakat… Mustafa Cemil Dağıstanlı başını iyice sabunlarken gözüne sabun kaçması nedeniyle birazcık huysuzlaşmaya başlamıştı ki iki katlı evlerinin dış kapısı da güm güm diye vurulmaya başladı!..

-Mustafa abi!

-Kapıyı aç Mustafa abi!

-Mustafa abi!

-Açsana kapıyı Mustafa abi!

-Yenge!

-Kapıyı aç yenge!

-Çabuk kapıyı aç yenge!

Dış kapının-mahalleyi ayağa kaldıracak şekilde- paldır küldür vurulması banyodaki Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın da dikkatini çekmişti. Kapının önündeki gürültülü seslere kulak kabartan Mustafa Cemil de bu garip olaya bir anlam verememişti. Gerçekten de kapı mütemadiyen vuruluyor ve evin önündeki gürültünün şiddeti de gittikçe artıyordu. Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın eşi Mehpare Hanım, merdivenleri-heyecanlı bir şekilde-birer ikişer inerek kapıyı açtı. Kapı açılır açılmaz; yakaları-bağırları dağınık, kıpkırmızı iri gözlerle; öfkeli bir şekilde, burunlarından soluyarak; ter içinde kalmış iki genç-tıpkı ahırdan kaçan iki azgın dana gibi-yıldırım hızıyla merdivenleri çıkmaya başladılar. Gençler merdivenlerin basamaklarını üçer beşer çıkarlarken, bir yandan da ağızlarında güçlükle döndürebildikleri dilleriyle konuşmaya çabalıyorlardı:

-Yenge!

-Mustafa abim nerede?

-Mustafa abi!

-Neredesin Mustafa abi ?

-Abi neredesin?

-Mustafa abiiii!

Beline havluyu sararak, banyonun kapısından bir iki adım dışarı çıkan başı sabunlu Mustafa Cemil Dağıstanlı, ateş saçan gözleriyle hışımla patladı:

-Ne var lan? Ne bağırıyorsunuz evin içinde? Eşek herifler! Ne oldu? Bir şey mi var?

Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın aniden ortaya çıkarak, öfkeli bir şekilde haykırmasıyla gençler zong diye oldukları yerde durdular. Merdivenlerin orta yerinde dikilen gençler; abi daha ne olsun, der gibi; kıpkırmızı iri gözleriyle hayret dolu bakışlarla Mustafa abilerine bakarlarken önce Salih Kuyucak konuştu:

-Mustafa abi!.. Abi sen bizi kandırdın be abi!

Bir yandan gözüne kaçan sabundan kurtulmaya çalışırken bir yandan da belindeki havluyu düşürmemek için gayret gösteren Mustafa Cemil, yine top gibi patladı:

-Ne olmuş lan? Ne diye kandırmışım?

Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın sesi çok şiddetli çıkıp da Salih Kuyucak susar gibi olunca Ercan Yazıcı devreye girdi:

-Mustafa abi!.. Süper mal demiştin!.. Afgan malı demiştin!.. İyi kafa yapar demiştin!..

Ercan Yazıcı'yı Salih Kuyucak tamamladı:

-Bu nasıl süper malmış abi be?! Daha kafamız bile güzelleşmedi!.. Sanki hiç içmemiş gibiyiz be abim!..

Sol eliyle havlusuna sıkı sıkıya tutunarak öfkeli bir yüz ifadesiyle gençleri dinleyen Mustafa Cemil; sağ eliyle de saçlarını şöyle bir geriye doğru atarken, gözüne tekrar sabun kaçıp da sinirleri tef gibi gerilince tamamen zıvanadan çıktı:

-Ulan hergeleler!.. Ulan deyyuslar!.. Daha kafanız nasıl güzelleşecek lan?! Ulan yaban kazları!.. Ulan banyoya kadar girdiniz lan!.. Boyabat Belediye Hamamı mı lan burası? Ha?!.. Boyabat Belediye Hamamı mı? Hayvan herifler! Daha kafanız nasıl güzelleşecek lan?! Ha?! Daha kafanız nasıl güzelleşecek? Yıkılın lan karşımdan!.. Pis herifler!.. Vallahi oraya gelirsem bacaklarınızı kırarım!..

Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın çektiği fırça işe yaramıştı. Gençler merdivenleri süklüm püklüm inerek kapıdan dışarı çıktıkları zaman Mustafa Cemil de hâlâ olduğu yerde sinirli bir şekilde dikiliyordu. Mustafa Cemil, burnundan soluyarak, bir yandan havlusunu sıkı sıkıya tutmaya çalışırken; bir yandan da diğer eliyle, gözlerinin önüne gelen sabunlu saçlarını geriye atmaya çalışıyordu. Mustafa Cemil bu vaziyetteyken sevgili eşi Mehpare Hanım da dış kapıyı sıkıca örtüp, merdivenleri de çıktıktan sonra, mutfağın kapısında dikilerek, hayret dolu gözlerle eşine bakıyordu. Bütün bu olup bitenlere bir anlam veremeyen Mehpare Hanım, gerçekten de büyük bir şaşkınlık yaşıyordu. Ama.. Bu arada gözüne bir kere daha sabun kaçan Mustafa Cemil Dağıstanlı da iyice sinirlenmişti. Mustafa Cemil, hayret dolu bakışlarla kendisini süzen Mehpare Hanım’a da patladı:

-Ne bakıyon gız öyle angut gibi? Gel de şu pazularımı uğşala biraz!..

Tarih:18 08 2016 19:01(1898) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

16 yılda, eski Türkiye’nin kamu yatırımlarını satan siyasi iktidar…!


23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlama Mesajı


Darbenin Kötü Kokuları Devam Ediyor


Fitness Club’tan 23 Nisan’a özel %23 indirim fırsatı...


İbretle Okuyunuz!


Erfelek'te Öğretmenlere Vefa


Derman Senin Olsun Derdi Bölüşek


Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir?


Gel Vatandaş Gel !.....


Sinop İli 2016 Yılı Vergi Rekortmenleri


Karınca'dan mektup var


Şimdi de yeni başlayanlar için Bozkurt kılavuzu


Osman Çakır’dan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı


Boğazda Can Pazarı


Bağlıca Köyü'nden Görüntüler


Yanık Yüzbaşı


Zamanım!


Rıza Mor'u Aramızdan Ayrılışının 2. Yılında Rahmetle Anıyoruz


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (16 Nisan 2017)


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Nisan ayı ziyaretci sayısı:1019315 DtGaNi

* ANASAYFA *