E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Başıboş Eşekler

1993-1994 Eğitim-Öğretim Yılı’nda Boyabat-Dodurga Köyü İlkokulunda çalışmaya başlayan sınıf öğretmeni Uğur Çağlar’ı köydeki ilk günlerinde çok ama çok etkileyen bir durum vardı:

Başıboş eşekler!..

İlk ders başlar başlamaz veya öğrenciler okul bahçesinde toplanmaya başlarlarken… Hatta Andımız okunurken… Okul bahçesinin etrafında; sanki, zilin sesini duymuşlar gibi anırarak, tepişerek -tıpkı okul bahçesindeki çocuklar gibi- dolaşmaya, koşmaya ve oynaşmaya başlayan üç beş eşeği seyretmek Uğur öğretmene büyük bir zevk veriyordu. Bu başıboş eşekler bazen okulun yanı başındaki yoldan koşarak geçip, hemen üç yüz metre aşağıdaki dereye inerek kana kana su içiyorlar; bazen derenin yukarı taraflarına giderek geziniyorlar; bazen de derenin aşağı kısımlarına inerek biraz da oralarda vakit geçiriyorlardı. Ama başıboş eşeklerin en çok vakit geçirdikleri yerler genellikle boş ekin tarlaları oluyordu. Boş ekin tarlalarında koşarak, oynaşarak, toprağın üzerinde ağnanarak; hele durup dururken bütün güçleriyle anırarak dolaşan başıboş eşekleri seyreden Uğur Öğretmen dalıp dalıp gidiyordu. Uğur öğretmenin bu müthiş heyecanı ve ilgisi daha Dodurga Köyü İlkokulunda göreve başladığı ilk günlerde ortaya çıkmıştı. Başıboş eşeklerin okulun önündeki yoldan son sürat anırarak geçtikleri bir gün öğrencileriyle bu durumu şöyle değerlendirmişti Uğur öğretmen:

-Çocuklar bu eşekler de neyin nesi? Kimin bunlar?

-Bu eşeklerin sahibi yok sayılır öğretmenim.

-Yok mu sayılır? Nasıl yani?

-Öğretmenim!.. Bu eşekleri sahipleri serbest bırakmışlar. Yazıya salmışlar.

-Niye ki?!

-Yaşlı diye öğretmenim.

-Yani… Bu eşekleri sahipleri araziye mi salmışlar? Özgür mü bırakmışlar?

-Evet öğretmenim. Dediğin gibi. Aha şu gördüğün alnı sakar eşek de bizim. Dedem onu artık ahıra sokmuyor. Yaşlandı diyor. Artık odun taşıyamıyor diyor. Değirmenden un da getiremiyormuş. Az önce dediğin gibi… Dedem de yaşlı eşeğimizi özgür bıraktı öğretmenim.

-O zaman… Diğer eşekleri de sahipleri, yaşlı diye özgür bırakmışlar öyle mi?

-Evet öğretmenim.

İşte bu henüz ilk ders zili çalmadan, sabahleyin okulun bahçesinde yapılan küçük sohbet Uğur öğretmeni müthiş bir şekilde heyecanlandırmıştı. Arazide, köyün içinde, okul bahçesinin etrafında, derelerde-tepelerde özgürce dolaşan başıboş eşekleri gördükçe Uğur öğretmenin aklına hep yıllar önce okumuş olduğu bir kitap geliyordu:

Yılkı Atı!..

Evet. Bu başıboş eşekleri değerli edebiyatçımız Abbas Sayar’ın Yılkı Atı adlı eserindeki özgür atlara benzeten Uğur öğretmen büyük heyecan yaşıyordu. Okumuş olduğu kitabı ve bu kitaptaki yılkı atlarını düşündükçe Uğur öğretmen dalıp dalıp gidiyor ve heyecanı da gittikçe artıyordu.

Uğur öğretmeni Yılkı Atından başka etkileyen başka bir unsur daha vardı:

Çingeneler!..

Çingenelerin hayatları da Uğur öğretmeni oldum olası hep derinden etkilemiştir. Çingenelerin hayatlarında da yılkı atlarına benzeyen, başıboş eşekleri andıran durumlar vardı. Çingeneler de göçlerini toplayarak başka uzak diyarlara doğru gitme hazırlıkları yaparlarken yaşlanmış eşeklerini; güçsüz, zayıf ve hastalıklı eşeklerini -oldukları yerde- özgür bırakırlardı. Yani bu eşeklerle yola çıkmazlardı. Hastalıklı ve yaşlı eşekleri peşleri sıra götürmezlerdi. Uğur öğretmen Boyabat’taki bağlarının önündeki küçük düzlüğe her yıl gelerek çadırlarını kuran; Boyabat Panayırından sonra da kış bastırmadan tekrar uzak diyarlara göç etmek için çadırlarını söken çingenelerin yaşlı eşeklerini özgür bıraktıklarına defalarca şahit olmuştu. Dodurga köyündeki yaşlı eşekleri gördükçe çocukluğuna giderek, çingenelerin özgür bıraktıkları yaşlı eşekleri de anımsayan Uğur öğretmen heyecanlanmadan duramıyordu işte. Kısacası… Çingenelerin yaptıkları bir olayın benzerini yıllar sonra Dodurga köyünde gören Uğur öğretmeni tatlı bir heyecan sarmıştı.

Fakaaat!.. Aralık ayının ortalarına doğru başıboş eşeklerin sayısında bir azalma oldu!.. Önce… Üç beş eşek birkaç eşeğe düştü!.. Aralık ayının sonuna doğru o birkaç eşek de aniden ortadan kayboluverdiler!..

Kar da yağmaya başlamıştı!.. Bu eşekler nereye kayboluvermişlerdi ki?! Başıboş eşeklere ne olmuştu ki?! Yoksa… Başıboş eşekleri kurtlar mı kapmışlardı?

Beslenme teneffüsüne çıktıkları bir gün heyecanlı bir şekilde bahçeye çıkıp da etrafına bakınarak başıboş eşekleri görmeye çalışan Uğur öğretmen daha fazla dayanamayarak bahçede kahkahalar atarak kartopu oynayan öğrencilerine yaklaştı:

-Ya çocuklar!.. Bizim eşekler birkaç gündür ortalıkta görünmüyorlar!.. Başlarına bir iş falan gelmesin! Ayı, kurt gibi vahşi hayvanlar parçalamasınlar bizim eşekleri! Bu konuda bildiğiniz bir şey var mı?

Sakar eşeğin sahibi olan çocuk hemen atıldı:

-Öğretmenim dedem bizim eşeği kesti!

-Ne?!

-Kesti!

Uğur öğretmen duyduklarına inanamıyordu. Usulca yeniden sordu:

-Niye kesti ki?!

-Öğretmenim!.. Eşek ekili yerlere giriyordu. Ekili tarlalara zarar veriyordu.

Uğur öğretmen üzgün bir yüz ifadesiyle ve kısık bir ses tonuyla diğer öğrencilere de sordu:

-Peki… Diğer eşeklere ne oldu?

Biran önce kartopu oynamaya dönmek isteyen öğrenciler koro halinde ve hızlıca cevap verdiler öğretmenlerine:

-Onlar da kesildiler öğretmenim!.. Onlar da kesildiler!..

-…!

Uğur öğretmen güçlükle kendisini toplayabildi:

-Ekili tarlalara zarar veriyorlar diye mi?

-Evet öğretmenim!

Şöyle bir silkinen Uğur öğretmen can havliyle savunmaya geçti başıboş eşekleri:

-Ama şu anda ekili tarla zaten çok az değil mi? Tarlaların çoğu mart ayına doğru ekilmeyecek mi? Fidanlar ilkbaharda dikilmeyecek mi? Fideler nisan ayının başlarında dikilmeyecek mi? Yani… Şu mevsimde bağlara da bahçelere de eşeklerin bir zararı olmuyordu ki!..

Uğur öğretmenin bu acıklı konuşması, üzgün yüz ifadesi ve neredeyse ağlayacakmış gibi kendilerine bakması kartopu oynayan çocukları etkilemişti. Oyun oynamaya kısa bir süre ara veren çocuklar öğretmenlerine biraz daha yaklaştılar. İçlerinden bir tanesi bu duygusallığa bir anlam verememişti:

-İşte babalarımız bu yüzden eşekleri kestiler öğretmenim. Sebzelere, meyvelere zarar vermesinler diye. Ekili alanları çiğnemesinler diye. Şimdiden hazırlık yapıyorlar işte. Havalar ısınınca eşekler kesilmez ki!.. Kokarlar öğretmenim kokarlar!.. Leş gibi kokarlar!.. Ama şimdi… Tam temizlik zamanı!..

-…!

Uğur öğretmen bu öğrencisine karşılık bile veremedi. Sadece sustu. Öğrenciler de büyük bir coşkuyla tekrar kartopu oynamaya başladılar.

Evet!.. Gerçekten de… Dodurga köyünde başıboş bırakılan eşeklerin özgürlükleri çok kısa sürmüştü!.. Ekili tarlalara zarar veriyorlar diye… Meyve bahçelerine, sebze tarlalarına zarar verecekler diye… Başıboş eşekler… Uğur öğretmenin yılkı eşekleri… Sahipleri tarafında kesilmişlerdi!..

Uğur öğretmen gözlerini kısarak; kısa bir süre önce, karşı tarlalarda koşarak, oynaşarak, anırarak dolaşan eşekleri hayal etti. Eşekleri tarlalarda özgürce koşarak düşünen Uğur öğretmenin hüznü daha da arttı. Uğur öğretmen ağlamaklı bir yüz ifadesiyle yanı başında dikilen bir öğrencisine döndü:

-Peki oğlum!.. Kesilen eşekleri ne yaptılar?

Bu öğrenci birinci sınıfa giden bir öğrenciydi. Yaşı küçüktü. Ama olaya vakıftı:

-Eşeklerin leşlerini köyün en sapa bir bölgesine attılar öğretmenim.

Uğur öğretmenin birinci sınıftaki öğrencisiyle konuşmasına kartopu oynayan büyük öğrenciler de kulak vermişlerdi. Uğur öğretmen sulanmış gözleriyle; ama neden, der gibi birinci sınıfa giden öğrencisine bakınca; bu sefer öğretmenlerinin soru sormasına fırsat vermeden kartopu oynayan öğrenciler hep bir ağızdan top gibi patladılar:

-Köpekler yesinler diye öğretmenim!.. Köpekler yesinler diye!..

Köyün köpekleri yesinler diye haykırarak kartopu oynamaya devam eden öğrencilerinin çığlıkları Uğur öğretmeni darmadağın etmeye yetmişti. Kahkahalar atarak kartopu oynayan öğrencilerini seyreden Uğur öğretmen ne olduğunu anlayamamıştı. Elleri pantolonunun cebinde olduğu yerde dikilip kalıvermişti Uğur öğretmen. Bir süre daha okulun bahçesinde üzgün üzgün dikilerek boş tarlalara, dere boylarına doğru bakarak başıboş eşekleri hayal eden Uğur öğretmen gerçekten de zor durumdaydı. Başıboş eşeklerin özgürce koşuşlarını, cilveli bir şekilde oynayışlarını ve coşkulu bir şekilde anırışlarını bir türlü aklından çıkaramayan Uğur öğretmen; elleri cebinde, etrafına bakınarak okulun bahçesinde bir aşağı bir yukarı dolaşırken aniden durarak, karşıdaki boş tarlalara doğru bir kere daha uzun uzun baktı… baktı… baktı… ve… oldukça üzgün bir yüz ifadesiyle… acıklı bir ses tonuyla şu sözleri mırıldandı:

-Tüh be!.. Keşke kesmeselerdi!.. Çingeneler bile böyle yapmıyorlardı!.. Yük taşıyamayan yaşlı ve hastalıklı eşekleri özgür bırakıyorlardı!.. Tüh be!.. Keşke kesmeselerdi!.. Keşke Dodurga köyünün sakinleri de -tıpkı çingeneler gibi- eşeklerini özgür bıraksalardı!.. Tüh!..

Tarih:07 09 2016 19:32(2079) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yapı Denetim Eleman Aranıyor


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


Kişilikler ve Yaşam Anlayışları


2018 Boyabat Genel Seçim Sonuçları (24 Haziran 2018)


Tutuklanma, tarihi eser kaçaçıklığı yapan cemaatlere gelecek mi?


15 Temmuz Darbesinin İkinci Yılında Sonuç Ne?


Ünlü Türk Cerrah Dr. Mehmet Öz ile tanışmak


Azmin Zaferi İnandık ve Kazandık


Uzaklarda size hasret birileri var!


Sinop MHP diyor


1 Haziran Ulusal Fenilketonüri Günü


Döndü Hanım


Osmanlı Devleti'nde Milletvekili Olma Kriterleri


İbretle Okuyunuz!


Şimdi de yeni başlayanlar için Bozkurt kılavuzu


Boğazda Can Pazarı


Bağlıca Köyü'nden Görüntüler


Zamanım!


Rıza Mor'u Aramızdan Ayrılışının 2. Yılında Rahmetle Anıyoruz


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Temmuz ayı ziyaretci sayısı:644160 DtGaNi

* ANASAYFA *