E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
 

Salak

1996-1997 Eğitim-Öğretim Yılında Boyabat-Dodurga Köyü İlkokuluna sürgün olan sınıf öğretmeni Mümtaz Haydaroğlu çok sinirli, çok üzgün ve bir o kadar da öfkeliydi.

Meslekte neredeyse yirmi beşinci yılını devirmek üzere olan Mümtaz Haydaroğlu; bu yaştan ve bu kadar kıdemden sonra yaşamış olduğu bu sürgünü-haklı olarak- bir türlü hazmedemiyordu. Dodurga Köyü İlkokulunda kendisinden başka bir öğretmen daha vardı. Allah’tan Mümtaz Haydaroğlu, Hasan Özlü isimli bu öğretmeni sevmişti. Hasan öğretmeni az da olsa kafasına göre bulan Mümtaz Bey biraz olsun rahatlamış gibiydi. Herkesten ama herkesten nefret eder bir durumdaki Mümtaz Bey’in genç öğretmen Hasan Özlü ile anlaşabilmesi kendi açısından da büyük bir şanstı. Hasan öğretmenin Toros marka bir arabası vardı. Mümtaz Bey gibi Boyabat’ta oturuyordu ve Dodurga köyüne her gün geliş-gidiş yapıyordu. Mümtaz Bey işte bu duruma da çok sevinmişti. İki meslektaş her sabah Boyabat’ta Kolaz Palas Kahvesinin önünde buluşarak yola çıkıyorlardı. Dodurga köyü Boyabat’a yirmi beş kilometrelik bir mesafedeydi. Yani, nereden baksanız yarım saatlik bir yolları vardı. Kahvenin önünde buluşan iki arkadaş hemen yola çıkıyorlar mıydı? Tabii ki hayır!.. Bir kere Mümtaz Bey kahveye çok erken geliyordu. En az bir saat önce geliyordu. Kolaz Palas Kahvesinin hem sahibi hem de işletmecisi olan ve aynı zamanda Kumluk Mahallesi Muhtarı da olan Abdullah Kolazlı’yı da çok seviyordu Mümtaz Bey. Muhtar Abdullah Kolazlı da Mümtaz ağabeysini çok seviyor ve sayıyordu. Kısacası… Her sabah iki arkadaş birlikte en az üç beş çay içmeden, beşer dal sigara tüttürmeden; derin konularda sohbet etmeden yola çıkamıyorlardı. Bu sohbetler, eğer hava güzel olursa kahvenin önündeki küçük bahçede; şayet hava kötü olursa kahvenin içinde yapılıyordu. Öğretmenlerimizi tanıyanların da masaya teşrif etmesiyle ortaya doyumsuz bir sohbet çıkıyordu. Gerçekten de sevdiği insanlarla sohbet etmek Mümtaz Bey’e çok iyi geliyordu. Arabasıyla kahvenin önüne gelen Hasan öğretmen ne kadar korna çalsa da ne kadar camı açıp da Mümtaz abiii diye seslense de Mümtaz Bey’in masayı terk etmesi çok zor oluyordu. Zaten-Hasan öğretmen seslenirken-genellikle de şöyle bir olay yaşanıyordu:

-Hasan!.. Gel ağabeysinin gel!.. Gel hele gel!.. Daha çok erken!.. Bir çay iç de öyle gidelim!..

Hasan öğretmenin seslenmesiyle Mümtaz Bey masadan kalkmıyordu ama Mümtaz Bey’in çağırmasıyla Hasan öğretmen arabadan inerek koyu sohbete katılıyordu. Bu genellikle böyle oluyordu. O davudi sesiyle o sempatik güler yüzüyle kendisini çay içmeye davet eden Mümtaz abisine kesinlikle hayır diyemiyordu Hasan öğretmen. Okula geç kalsalar bile mi? Evet! Geç kalsalar bile… Yani… Bir çay, iki çay; bir sigara daha derken okula geç kalmalar oluyor muydu? Ne yazık ki evet!

Ama… Bu okula geç kalmalar önceleri pek olmuyordu. Daha sonraki günlerde başlamıştı. Bunun da en büyük nedeni şuydu: Son günlerde Kolaz Palas Kahvesine bir kişi daha gelmeye başlamıştı. Hem de birkaç arkadaşıyla birlikte. Bu birkaç arkadaş kısa süre sonra da üç beş kişiye çıkmıştı. Bu grubun üyeleri on kişiden falan oluşunca Mümtaz Bey sinirlenmeye başladı!.. Onların sohbeti de coşkuluydu ve dikkat çekiciydi. Grubun lideri durumundaki şahsa uyuz oluyordu Mümtaz Bey. Bu lider konumundaki kişiye masada oturanların saygı göstermeleri, kendisine itibar etmeleri Mümtaz Bey’i çıldırtmaya yetiyordu. Abbas Yaylacı adındaki bu kişi aslında dikkat çekecek kadar efendi görünümlü, sakin bir yapıya sahipmiş gibi duruyordu. Son derece ince ve yumuşak bir ses tonuna sahip olan Abbas Yaylacı adındaki bu kişi her ne kadar etrafını rahatsız etmemek için son derece dikkatli olsa da çayını karıştırırken bile ses çıkarmamaya gayret etse de fayda etmiyordu!.. Mümtaz Bey, Abbas Yaylacı’yı gördükçe kırmızı görmüş boğa gibi burnundan soluyordu. O coşkulu sözlerine ara verip sigarasını yer gibi içen; avucundaki çay bardağını kıracakmış gibi tutan Mümtaz Bey; kafasıyla Abbas Yaylacı’yı gösterirken o davudi sesiyle de homurdanmadan duramıyordu:

-Salağın tekidir lan bu!.. Hem de salağın önde gidenidir!..Su katılmamış salaktır lan bu!.. Devlet böyle bir salağa beş bin lira maaş veriyormuş!.. Devlet de salak!.. Böyle bir salağa beş bin lira maaş verilir mi? O yanındaki yavrular da Karayollarında çalışan işçiler galiba!.. Baksanıza… Nasıl da caka satıyor salak!.. Beş bin lira maaş alıyor ya!.. Salak!..

Bu sahne son zamanlarda hemen hemen her sabah tekrarlanmaya başladı. Abbas Yaylacı ve işçi arkadaşları bahçenin girişine yakın sağ köşedeki masaya oturuyorlardı. Mümtaz Bey ve arkadaşları ise bahçenin sol tarafındaki en uzak masaya oturuyorlardı. Bu oturma şekli her zaman aynı şekildeydi. Mümtaz Bey’in tam çaprazındaki masada oturan Abbas Yaylacı’ya öfkeli ve haşin bakışlar fırlatması, homurdanarak söylenmesi her sabah tekrarlanıyordu:

-Salaktır lan bu!.. Hem de su katılmamış bir salak!.. Devlet bunun gibi bir salağa beş bin lira veriyor!.. Böyle bir salağa beş bin lira maaş verilir mi? Veriyor işte!.. Niye? Çünkü devlet de salak!.. Neymiş? Sigortalıymış!.. Ulan sigortalı olsa ne yazar be!.. Sigortalı diye böyle bir salağa beş bin lira maaş verilir mi? Ben otuz yıllık öğretmenim… İki bin lira maaş alamıyorum… Bu salak beş bin lira maaş alıyor!.. Adalet mi lan bu?

Bir sabah, iki sabah; bir hafta, iki hafta derken… Mümtaz Bey, çayını hırslı bir şekilde, bardağını döver gibi karıştırırken ve yine coşkulu bir şekilde; “Salaktır salaaak!..”deyince Muhtar Abdullah Kolazlı daha fazla dayanamadı:

-Ya Mümtaz abi!.. Sayın Hocam!.. Sen bu Abbas Yaylacı’nın salak olduğunu nerden biliyorsun?

Mümtaz Bey gayet kendinden emin olarak konuştu:

-Biliyoruuum Muhtar!.. Biliyorum!.. Hem de çok iyi biliyorum!.. Salak diyorsam salaktır!.. Salağın tekidir bu salak!..

Muhtar Abdullah Kolazlı devam etti:

-Abi!.. Adam koskoca Boyabat Karayolları Müdürlüğü'nde şef!.. Salak olsa adamı şef yaparlar mı?

Mümtaz Bey yine kendinden çok emindi:

-Yaparlaaar Muhtar yaparlar!.. Yapmazlar mı? Bu torpil kadar boktan bir şey yoktur!.. Bu siyasiler isterlerse eşeği bile müdür yaparlar!.. Yapıyorlar da!..

Muhtarın da inadı devam ediyordu:

-Mümtaz abi!.. Adam dışarıdan da olsa üniversiteyi belki bitirmiştir. Tamamen de boş adamı kolay kolay şef yapmazlar. Baksana… Çevresindeki insanlar nasıl da kendisine saygı gösteriyorlar.

Muhtar Abdullah Kolazlı’nın son sözleri Mümtaz Bey’i çıldırtmaya yetmişti:

-Bu salak mı üniversiteyi bitirmiştir? Muhtar!.. Ağabeysinin!.. Abdullah!.. Bu salak kim… Üniversiteyi bitirmek kim? Bu salak belki de lise mezunu bile değil!.. Kafamın tasını attırma benim!.. Salağın tekidir bu be!..

Bu sohbetler her sabah aynı konunun üzerinde devam ederken de aradan bir iki ay geçmiş havalar da iyice soğumuştu. Artık tamamen kahvenin içine taşan sohbetlerin birinde Muhtar Abdullah Kolazlı yine dayanamadı:

-Mümtaz abi!.. Madem bu kadar kendinden eminsin!.. Sen bu Abbas Yaylacı’nın salak olduğuna dair bize küçük bir örnek verebilir misin?

Muhtar Abdullah Kolazlı artık Abbas Yaylacı ile ilgili sohbetleri bitirmek için bu soruyu sormuştu ama bu soru Mümtaz Bey için tam bir gollük pas olmuştu. Mümtaz Bey, önce kendisinden emin bir şekilde gülümsedi. Sanki kendisinden yüzde yüz emin gibiydi Mümtaz Bey. Sanki, günlerdir böyle bir soruyu bekliyormuş gibi bir hâli vardı Mümtaz Bey’in. Sigarasından derin bir nefes çeken, çayının şekerini de topaç çevirir gibi neşeli bir şekilde karıştıran Mümtaz Bey… Çayından da höpürdeterek bir yudum içtikten sonra… Şöyle bir hafifçe doğrularak… O muhteşem davudi sesiyle konuşmaya başladı:

-Muhtar!.. Abdullah!.. Ağabeysinin!.. Ben salak diyorsam salaktır!.. Hem de su katılmamış salak!.. Bu salağın babası benim babamın arkadaşıdır. Babalarımız bir ara ortak çalıştılar. Birlikte hayvan tacirliği yaptılar. Bu salak bir gün babasıyla birlikte bizim köye geldi. O zaman köyde oturuyorduk. Ben on on ki yaşlarında falandım. Bu salak da aynı yaşlardaydı. Akranız yani biz. Aynı yaşlardayız. Babam bunlara bir çift manda sattı. Yemekten sonra bu salak babasıyla birlikte mandaları da yanlarına alarak yola çıktılar. Boyabat’a yayan gelecekler. O zaman araba nerdeee!.. Fakat bunlar yolda mandaları ellerinden kaçırmışlar!.. Bu salak koşarak köye geldi. “Mandalar kaçtı!.. Mandalar kayboldu!.. Yetişin!..” diye salya sümük ağlıyor bu salak!.. Ben babama dedim ki: ”Baba! Sen gelme! Ben mandaları bulurum!” Yani, ben mandaları aramaya tek başıma gittim. Bu salak mandaları Kavaklıoluk denilen yerde elinden kaçırmış. Kavaklıoluk’a gelince önce şöyle bir çevreyi dinledim…. Sonra; “Iıaaah!” diye bir angırdadım… Mandalar da hemen o anda angırdayarak ortaya çıktılar. Salak işte!.. Ulan mandalar, manda buraya gel diye çağrılmaz ki!..Angırdayacaksın oğlum!.. Angırdayacaksın!.. Ama bu salak angırdamayı bilmiyor ki!..Mandalar yanıma gelince öpüp kokladım… Mandaların yularlarını tekrar bu salağın eline verdim. Bir süre bunlarla birlikte yürüyerek mandaları saldım. Çorak köyü görününce ben geri döndüm.Muhtar!.. Abdullah!.. Ağabeysinin!.. Bu salak para vererek aldıkları mandaları bile elinden kaçırdı!.. Adam mandalarını elinden kaçırır mı? Salak işte!.. Angırdamayı bile bilmiyor ki!..

Mümtaz Bey’in masasında ve sohbete kulak veren komşu masalarda atılan kahkahalar havada uçarken… Kolaz Palas Kahvesi kahkaha sesiyle yıkılıyordu. Kahvenin giriş kapısının hemen sağ tarafındaki masada arkadaşlarıyla sessizce oturan Abbas Yaylacı; kafasını hafifçe sağ tarafa çevirerek ve tatlı tatlı gülümseyerek kahkaha seslerinin yoğun olduğu masadan tarafa şöyle bir baktı… Abbas Yaylacı’yla bir ara göz göze gelen Muhtar Abdullah Kolazlı tamamen gülme krizine girmişti. Gözlerinden yaş çıkana kadar kahkaha atan Abdullah Kolazlı, cebinden güçlükle çıkardığı mendiliyle gözyaşlarını kurulamaya çalışırken de Mümtaz Bey ve Hasan öğretmen çay paralarını masaya bırakarak alelacele kahveden çıktılar. Kolaz Palas Kahvesinde hâlâ atılmakta olan kahkahalar, köylerine gitmek üzere Toros marka arabalarına binen Hasan Öğretmen ve Mümtaz Bey tarafından da gayet net bir şekilde duyuluyordu. Hasan öğretmen arabasını çalıştırırken, Mümtaz Bey bir sigara daha tellendirmek için cebindeki çakmağı bulmaya çalışıyordu. Ama… Tabii ki… Mümtaz Bey-Abbas Yaylacı’nın salaklığını ispatladığı için-çok mutlu ve çok keyifliydi. Sigarasını olimpiyat meşalesi gibi tutuşturan Mümtaz Bey aynı zamanda aşırı derecede de gururluydu. Sigarasından sert bir şekilde çektiği nefesi arabanın ön camına doğru üflerken bir kere daha o muhteşem davudi sesiyle “Salaaak!” diye mırıldandı Mümtaz Bey.

Tarih:27 09 2016 20:24(2105) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
4. Yorum: argo 01 10 2016 16:49
değerli hocam

çok içten sıcak hikayeler yazıyorsunuz teşekkür ederiz. ama bir konu varki hiç yakışmıyor illa argo oluyor bu makalenin başlığı bile yetiyor. nedir bu argoya düşkünlük yakışmıyor

3. Yorum: mehmet 01 10 2016 11:23
hasan ağabeyim seninle birlikte c.topelde çalıştık çok iyi bir insandın özledim sohpetlerini.hep senden fikir sorardım .

2. Yorum: mert 01 10 2016 09:16
sabah sabah gülümsettiniz bizi hasan hocam. boyabat'ın yakın sosyal tarihine yönelik çok güzel ve özel malzemeler çıkarıyorsunuz. inanın büyük hizmettir bu. sağolun varolun. devamını bekliyoruz...

1. Yorum: hüseyin tartıcı 01 10 2016 07:42
hasan abi kalemine saglık bu arada abdullah kolazlıyıda rahmetliyide rahmetle yad etmiş olduk saglıcakla kal


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yapı Denetim Eleman Aranıyor


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Kişilikler ve Yaşam Anlayışları


2018 Boyabat Genel Seçim Sonuçları (24 Haziran 2018)


Tutuklanma, tarihi eser kaçaçıklığı yapan cemaatlere gelecek mi?


15 Temmuz Darbesinin İkinci Yılında Sonuç Ne?


Ünlü Türk Cerrah Dr. Mehmet Öz ile tanışmak


Azmin Zaferi İnandık ve Kazandık


Uzaklarda size hasret birileri var!


Sinop MHP diyor


1 Haziran Ulusal Fenilketonüri Günü


Döndü Hanım


Osmanlı Devleti'nde Milletvekili Olma Kriterleri


İbretle Okuyunuz!


Sinop İli 2016 Yılı Vergi Rekortmenleri


Şimdi de yeni başlayanlar için Bozkurt kılavuzu


Boğazda Can Pazarı


Bağlıca Köyü'nden Görüntüler


Zamanım!


Rıza Mor'u Aramızdan Ayrılışının 2. Yılında Rahmetle Anıyoruz


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Temmuz ayı ziyaretci sayısı:560829 DtGaNi

* ANASAYFA *