E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Ormancı Niyazi

Boyabat’ın Dodurga Köyü… Odun bol… Çıra bol… Ya Kömür? Mangal kömürü? Kıyamet gibi!.. Hem de en kalitelisi!..

Yani, Dodurga Köyü İlkokulunda çalışan öğretmenlerin yakacak sorunu yok… Öyle mi? Öyle.

Ama öğretmenler ilçede oturuyorlarsa… Her gün köye geliş-gidiş yapıyorlarsa… Olsun… Bir sezonluk kömür bagaja sığar. Her akşam okuldan ilçeye dönerlerken bagaja doldurulan kuru meşe ve çam odunları da yakacak sorunlarını halleder.

Tamam da… Şimdi… Dodurga köyünün mangal kömürü meşhur olunca… Köyün ilkokulunda çalışan öğretmenlerin ilçedeki arkadaşları, eşleri-dostları da kömür istemezler mi? Bize de kömür getir demezler mi? Derler. Desinler. Nasıl olsa kömür çok… Eşin-dostun hatırı da kömür için kırılmaz ki!..

İyi de kardeşim… Kömür taşımak yasak değil mi? Suç değil mi? Cezası çok ağır değil mi? Ormancılar yakalarlarsa ceza kesmezler mi? Arabasını öğretmenin elinden almazlar mı? Öğretmeni hapse attırmazlar mı? Attırırlar. Arabaya da el koyarlar. Kömür yapmanın da taşımanın da cezası gerçekten de çok ağır. Hem araban gidiyor hem de hapis cezası yiyorsun!.. Kısacası bu iş aşırı derecede riskli!..

Riskli ama… Eş dost-ısrarla-kömür istiyor. Arkadaşların kömür istiyor. Dodurga Köyü İlkokulu öğretmeni Hasan Özlü’nün de yüzü yumuşak. Kimseye hayır diyemiyor. Hiçbir arkadaşının da hatırını, gönlünü kırmak istemiyor.

Velhasıl. 1997 Yılı Nisan ayının son haftasında Cuma günü Dodurga Köyü İlkokulu öğretmeni Hasan Özlü, Toros marka arabasının arkasına üç çuval kömür koyar. Bagaja bir çuval da çıra yerleştiren Hasan öğretmen; aynı okulda birlikte çalıştığı öğretmen arkadaşı Mazhar Çetinkaya’nın Cuma günü okula gelmemesi nedeniyle, arabasının içini de kozalak çuvallarıyla doldurur. Hasan öğretmen arabanın sağ ön koltuğuna bir şey koymaz; çünkü o koltuğun sahibi vardır. Dodurga köyüne beş kilometre uzaklıktaki Yaylacık Köyü İlkokulunda çalışan Murtaza Bilge isimli öğretmen o koltuğa oturacaktır. Yani, Murtaza Bey de ilçeye geliş-gidiş yapmakta ve her gün Hasan öğretmenin arabasıyla gidip gelmektedir. Yaylacık köyü ana yoldan bir kilometre kadar içeride küçük bir yerleşim birimidir. Hasan öğretmen Yaylacık Köyü İlkokulunda çalışan Murtaza Bey’i her sabah ana yoldan Yaylacık köyüne ayrılan sapakta indiriyor ve okul çıkışında da öğretmen arkadaşını yine bu sapakta arabasına alıyordu.

Hasan öğretmen çıra, kömür ve kozalak çuvallarıyla doldurmuş olduğu Toros marka arabasıyla, arada bir çiseleyen yağmurun da etkisiyle ıslık çalarak neşeli bir vaziyette Yaylacık köyü sapağına yaklaştığı zaman; gördüğü manzara karşısında aniden firene basarak yavaşladı mı? Arabasını durdurdu mu? Hayır!.. Araba yine yavaş yavaş ilerliyordu!.. Ama… Araba Hasan öğretmenin kontrolünde değildi!.. Hasan öğretmen ne firene basıyordu ne de gaz pedalına!.. Araba kendiliğinden gidiyordu!.. Yoldan çıkmıyordu o kadar!.. Hasan öğretmen arabasının ön camından Yaylacık köyü sapağına korku dolu gözlerle bakarken; timsah geçidine yaklaşan öküz başlı bir antilop kadar ürkek, tedirgin ve bir o kadar da heyecanlıydı!.. Evet. Yaylacık Köyü İlkokulu öğretmeni Murtaza Bilge her zaman olduğu gibi sapakta dikiliyordu. Bunda bir sorun yoktu. Ama Murtaza Bey’in yanında bir kişi daha vardı. Ve… Bu kişi çok tehlikeli birine benziyordu. Bu kişi Hasan öğretmenin şimdi bu saatte burada bu vaziyette asala karşılaşmaması gereken bir kişiyi andırıyordu. Nitekim… yavaşça sapağa yaklaşan Hasan öğretmen arabasını durduramadı!.. Hatta devam etti!.. Murtaza Bey’in yanında ağzı açık vaziyette bekleyen timsahı net bir şekilde gören Hasan öğretmenin paniği büyüktü!.. Can havliyle son anda bütün gücüyle gaz pedalına basabilen Hasan öğretmen devam etti!.. Tamam… Hasan öğretmen timsahtan kurtulmuştu ama… Murtaza Bey Boyabat’a nasıl gelecek? Nasıl gelirse gelsin. Hasan öğretmen Murtaza Bey’i düşünecek durumda değildi ki!.. Zaten heyecandan nefes nefese kalmıştı!.. Murtaza Bey el sallayarak, bağırarak arabayı durdurmaya çalışıyordu ama Hasan öğretmen Murtaza Bey’i duymazlıktan gelmişti. Fakat… Biraz sonra hava kararır. Yağmur da gittikçe hızlanacak gibi. Bu dağlardan öyle sık sık araba da geçmez. Elli metre kadar gitmişti ki… Timsahın keskin dişlerinden kurtulduğuna iyice emin olan Hasan öğretmen firene basarak önce derin bir nefes aldı!.. Murtaza Bey bütün bu olup bitenlere bir anlam verememişti!.. Hatta Hasan öğretmenin en az elli metre uzağa gitmesine ve arabasının camını aşağıya indirerek kendilerine doğru hortlak görmüş gibi bakmasına bozulur gibi olmuştu:

-Ya Hasan Hocam!.. Bizi görmedin mi? Bu ne dalgınlık böyle? Zaten yağmur başladı!.. Her taraf çamur oldu!..

Murtaza Bey arkadaşına bozulmuş gibiydi ama Hasan öğretmenin tedirginliği de yeniden hat safhaya varmıştı. Fakat.. Galiba yapacak bir şey de yoktu. Evet… Olayı mizaha yedirmekten başka hiçbir çaresi kalmamıştı Hasan öğretmenin. Hamamda dahi bağlamasına akort yapabilen düğün çalgıcısı yeteneğiyle önce ses tonunu ayarladı ve dertli bir uzun hava okur gibi-kafasını camdan iyice dışarı çıkararak-konuşmaya başladı Hasan öğretmen:

-Murtaza Bey!.. Sen benim yerimde olsaydın çoktan son sürat Çarşak köyündeki benzinliğe varmıştın!.. Benim burada durabildiğime dua et!..

Murtaza Bey arkadaşının bu sözlerine de bir anlam veremedi. Murtaza Bey, meslektaşına ne demek istiyorsun, der gibi şaşkın bakışlarla bakarken de gök gürüldedi, şimşek çaktı ve yağmur biraz daha hızlı yağmaya başladı. Şöyle bir kafasını kaldırarak gökyüzüne bakan Hasan öğretmen, kaygılı bir ses tonu korku dolu gözlerle devam etti:

-Murtaza Bey!.. O yanındaki kim? Akşam akşam nereden buldun onu? Sen beni kiminle beklediğini biliyor musun ?

Hasan öğretmenin bu sözleriyle kafası allak bullak olan Murtaza Bey müjde verir gibi cevap verdi meslektaşına:

-Ormancı Niyazi!.. Niyazi Dibek!.. Bu bölgenin ormanlarını teftişe çıkmış da!.. O da Boyabat’a gidecekmiş!.. Araba bulamamış!.. Bizimle gidersin, bizim arabada yer var demiştim!.. Araba boş demiştim!..

Araba boşmuş!.. Arabada yer varmış!.. Hay Allah iyiliğini versin Murtaza Bey!..

Hasan öğretmen iyi halt işlemişsin der gibi kızgın bir yüzle, kıvılcım saçan gözleriyle bir süre meslektaşına baktıktan sonra… Zoraki bir şekilde gülümseyerek konuşabildi:

-Murtaza Bey!.. Kardeşim!.. Tamam getirelim de!.. Yahu güzel kardeşim!.. Getirmek bir şey değil de!.. Şimdi bu saatte!.. Bu vaziyette!.. Bula bula ormancıyı mı buldun be arkadaşım? Başka yolcu bulamadın mı?

Murtaza Bey ile Ormancı Niyazi tekrar gök gürüldeyip, şimşek çakıp; yağmur da adamakıllı hızlanınca; bir yandan konuşurlarken bir yandan da hızlı adımlarla Hasan öğretmenin arabasına doğru yürümeye başladılar. İyice yaklaştıkları zaman… Arabanın içine şöyle bir bakan Ormancı Niyazi; olup biten her şeyi bir anda anlayıvermişti. Fakat yine de güler yüzle ve tatlı bir dille; Hasan öğretmeni ürkütmemeye çalışarak konuşmaya çalıştı Ormancı Niyazi:

-Ooo Hasan Hocam!.. Hasan Bey!.. Niye yanımızda durmadığın şimdi belli oldu. Vay beee!.. Ah seni gidi seniii!..

Ormancı Niyazi, Murtaza Bey’e döndüğü zaman daha da neşelenmişti:

-Yahu Murtaza Bey!.. Ben sabahtan beri kaçakçıları boşu boşuna dağlarda aramışım!.. Aha kaçakçıyı bulduk!.. Allah kaçakçıyı karşımıza çıkardı!.. Baykuşun dalına serçe kondu Murtaza bey baykuşun dalına serçe kondu!..

Hasan öğretmen, gerçekten de baykuşun dalına konan aptal bir serçe gibi hissediyordu kendisini. Fakat Ormancı Niyazi, Hasan öğretmene serçeye bakar gibi bakmıyordu. Yani, akşam yemeği için kendi ayaklarıyla dalına konan serçeyi yemeye pek niyetli değil gibiydi Ormancı Niyazi. Baykuş olmaya niyeti yoktu Ormancı Niyazi’nin.

Murtaza Bey hâlâ şaşkın bir vaziyette bir Ormancı Niyazi’ye bakıyordu bir Hasan öğretmene!.. Hasan öğretmen; Murtaza Bey’e dönerek, sitem dolu konuşmasına-sel önünden kütük kaçırmak isteyen gariban gibi-acıklı bir ses tonuyla devam etti:

-Gördün mü Murtaza Bey? Yaptığını beğendin mi? Bana akşamın bu darında yolcu olarak bula bula bu ormancıyı buldun ha?!.. Aha şimdi ayıkla bakalım pirincin taşını Murtaza Bey!..

Gök gürültüsü gittikçe şiddetleniyordu ama Ormancı Niyazi’nin ses tonu gök gürültüsünü bile bastırıyor gibiydi:

-Hasan Hocam!.. Bu kozalak çuvallarını arabanın içine yerleştirdiğine göre bagaj da ağzına kadar dolu her halde değil mi?

Hasan öğretmen beyaz bayrağı çoktan çekmişti:

-Evet Niyazi abi!.. Bagajda kömür var!.. Vallahi arkadaşlar istemişti!.. Dodurga köyünde çalışıyoruz ya!.. Hani Dodurga köyünde de kömür bol ya!.. Ne yapalım abi be!.. Hatır da kıramıyoruz işte!..

Hasan öğretmenin son sözlerinden sonra korkunç bir gök gürültüsü oldu. Felaket bir şimşek çaktı. Çok yakınlarda bir yere de yıldırım düştü. Yağmurda bardaktan boşalırcasına yağmaya başlayınca… Gökyüzüne şöyle bir bakan Ormancı Niyazi, gülümseyerek konuşmasına devam etti:

-Yahu Hasan Hocam!.. Ben sana nerden rastladım ya!.. Ben seni severim de!.. Hadi bu seferlik ben seni bu şekilde görmemiş olayım da!.. Yahu ben şimdi bu arabaya nasıl bineceğim? Arabada bir kişilik yer var!.. Ön tarafta sağ koltuk!.. Oraya da Murtaza Bey binecek!.. Ben nereye oturacağım? Arabanın arkasındaki kozalak çuvallarının üzerine!.. Ulan çok komik olacak be!.. Kozalak çuvallarının üzerinde oturan bir ormancı!.. Hay Allah!.. Yahu Hasan Bey kardeşim!.. Ben Boyabat’ın en temiz en ahlaklı ve en çalışkan ormancılarından biriyim!.. Daha sicilim de uyarı cezası bile yok!.. Benim tek sermayem dürüst oluşum!.. Benim dürüstlükten başka sermayem yok!.. Amaaa!. Ben şimdi bu çuvalların üzerinde giderken bir yakalanırsak!.. Arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakarım ya!.. Amirlerim bana ne derler!.. Vallahi rezil olurum rezil!.. İnsan içine çıkamam!.. Meslektaşlarım gülmekten yerlere yatarlar!.. Ha!.. Dürüstüm diye bana diş bileyen amirlerim de var!.. Fırsat bu fırsat diye derimi yüzerler derimi!.. Tüh!.. Ne olacak şimdi? Yağmur da hızlandı!.. Başka araba da geçmiyor!.. Neyse. Başka çaremiz yok. Kozalak çuvallarının üzerine oturalım bari. Ulan bir yakalanırsak yandık!.. Yahu Hasan Bey sen nerden çıktın şimdi karşıma be kardeşim? Yahu bir ormancı kozalak çuvallarının üzerinde yolculuk yapar mı? Hay aksilik!..

Ormancı Niyazi gülerek kozalak çuvallarının üzerine oturmaya çalışırken Hasan öğretmen ile Murtaza Bey de gülme krizine girmişlerdi. Hasan öğretmen arabasını çalıştırırken Ormancı Niyazi kendisini-tabii ki gülerek-bir kere daha uyarmadan edemedi:

-Hasan Hocam!.. Yağmur da yağsa Kayaboğazı köyü meydanı kalabalıktır. Sakın ola o meydanda yavaşlama!.. Beni bu vaziyette görmesinler. Çarşak köyünde de durma… Bas gaza!.. Asfalta çıktığın zaman da son sürat git!.. Ne trafik çevirmesinde dur ne de jandarma aramasında!.. Gazdan ayağını çekme!.. Kaç!.. Eğer yakalanacak gibi olursan!.. Arabayı ırmağa sür!.. Bu vaziyette yakalanmaktansa… Boğularak ölmek daha iyidir!..

Allah’tan gök gürültüsü iyice çoğalmış!.. Sık sık şimşek çakıyor!.. Yağmur da kovadan boşalırcasına yağıyordu!.. Yani… Yollarda da Kayaboğazı köyü meydanında da kimsecikler yoktu!.. Velhasıl kozalak çuvallarının üzerinde yolculuk yapan Ormancı Niyazi’yi kimsecikler görmemişti. Ama.. Son sürat giden arabanın içinde atılan kahkahalar gök gürültüsünü de yağmuru da bastırmaya yetiyordu.

Fakat… Ne kadar yağmur yağsa da şimşek çaksa da Ormancı Niyazi; Hasan öğretmen ve Murtaza Bey’in ısrarla “İnme abi!.. Eve kadar götürelim!.. Islanırsın!.. Hasta olursun!..” diye rica etmelerine rağmen, Boyabat’ın girişinde arabadan inmek istedi. “Bir gören olmadan ineyim!” diyerek arabanın kapısını açıp da yere ayak basan Ormancı Niyazi gerçekten de derin bir nefes almıştı. Çamurlu toprağa ayak basar basmaz derin bir oh çeken Ormancı Niyazi, Hasan öğretmeni bir kere daha ama bu sefer daha da ciddi bir yüz ifadesiyle uyardı:

-Hocam!.. Ne sen beni gördün ne de ben seni!.. Unutma!.. Ama bir daha da bu vaziyette sakın karşıma çıkma!.. Hadi uğurlar olsun!..

Tarih:13 10 2016 19:45(1699) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
1. Yorum: foto kamil 18 10 2016 11:00
değerli hocam bir solukta okunası okudum yüreğine sağlık.


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Rejim Değişirken


Sinop gezisi izlenimlerim


Anadolu efsaneleri (Kırkkızlar Kayası)


AKP ve MHP Genel Başkanı, bu nasıl yerli millilik?


Zıt Kardeşler


Emeklinin Söylediği Türkü


Zamanım!


Rıza Mor'u Aramızdan Ayrılışının 2. Yılında Rahmetle Anıyoruz


Hisar İşçi


Verem (Tüberküloz) Haftası


Var mı benden bahtiyarı?!


Mekke 1 Ocak'ta değil, 11 Ocak'ta fethedilmiştir


Ağlayan Kudüs


İYİ Parti İlçe Başkanı Mithat Mor, Mevlid Kandili Mesajı Yayımladı


Boyabat Müftülüğüne Bugün Güzel Bir Ders Verdim


Panayıra Götürmedi


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Tuğla Sektörüne Dokunmayın, Çekin Elinizi!


2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (16 Nisan 2017)


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Boyabat'tan Kış Manzaraları


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Ocak ayı ziyaretci sayısı:1043928 DtGaNi

* ANASAYFA *