E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yobazı Tanıyor

Boyabat’ta lise son sınıf öğrencilerinin kimya dersi… Yo yo İmam Hatip Lisesi değil… Ne yazık ki… Cumhuriyet lisesi… Kimya öğretmeni Muhittin Bulgurlu bir ara derse ara vererek-üniversite sınavına hazırlanan-öğrencileriyle sohbete başlar:

-Çocuklar!.. Amerikalı bir kimyager!.. Hem de çok ünlü bir kimyager!.. Kansere neden olan mikropları bulmak üzereymiş!.. Ama!.. Bulamamış!..

Ağzını yayık gibi açmış bir vaziyette ve alaycı bir ifadeyle öğrencilerini şöyle bir süzen kimya öğretmeni Muhittin Bulgurlu sırıtarak konuşmasına devam etti:

-Bulsaydı ne olacaktı ya? Ha!.. Bulsaydı ne olacaktı? Ölüme çare mi bulmuş olacaktı? Artık ölümler olmayacak mıydı? İnsanlık mı kurtulmuş olacaktı? Bilim adamları yıllar önce vereme çare buldular da ne oldu? İnsanlar ölmüyorlar mı? İnsanlar şimdi de başka hastalıklardan ölüyorlar!.. Mesela; obeziteden ölüyorlar!.. Mal gibi yedikleri için her yıl milyonlarca insan obeziteden ölüyormuş!.. Her yıl üç milyon insan obeziteden ölüyor obeziteden!.. Obeziteden ölenlerin sayısı yıllar önce veremden ölenlerin sayısından kat be kat daha fazlaymış!.. Doktorlar vereme çare bulmuşlarmış!.. Pöf!.. Buldunuz da ne oldu? Aha şimdi de obeziteden ölüyorlar!..

Muhittin Bulgurlu sınıftaki öğrencilerini şöyle bir süzdükten sonra en müsait pozisyondaki öğrencisine gol pasını verdi:

-Öyle değil mi Kılıçoğlu?

En arka sıralardan birinde oturan Cihat Kılıçoğlu, kendisiyle paslaşmak isteyen öğretmenini büyük bir zevkle cevapladı:

-Tabii Hocam ya!.. Vereme çare buldular da ne oldu? Obeziteden ölenlerin sayısı veremden ölenlerin sayısını fersah fersah geçti!.. Obeziteye çare bulsalar… Bu sefer de insanlar cılızlıktan gebermeye başlarlar!..

Cihat Kılıçoğlu sözlerini bitirdikten sonra kahkahalarla gülmeye başlayınca; başta Muhittin Bulgurlu Bey olmak üzere birçok öğrenci de gevrek kahkahalarla kendisine eşlik ettiler.

Kahkahalar kesilince Cihat Kılıçoğlu bir kere daha konuştu:

-Sen ne kadar uğraşırsan uğraş, sen kadar çabalarsan çabala boşuna kardeşim!.. İnsanlık boşuna debeleniyor Hocam insanlık boşuna debeleniyor!..

Öğrencisinin konuşması Muhittin Bey’in çok hoşuna gitmişti. Öğrencisine artık tam manasıyla yetişmiş bir eleman gözüyle şöyle bir gururla bakan Muhittin Bey daha da coşmuş gibiydi:

-Tabii ya!.. Bataklıkları kurutarak, aşısını bularak sıtma hastalığına çare buldular da ne oldu? Dizanteri, çiçek, boğmaca ve kolera hastalıklarına çare buldular da ne oldu? Artık insanlar ölmüyorlar mı? Ha!.. Nurettin!.. Ne dersin oğlum?

Cihat Kılıçoğlu gibi alt yapının yıldız adaylarından olan ve yakın bir gelecekte as kadroda oynaması beklenen Nurettin Bıçakçı isimli öğrenci, öğretmeninden de daha ateşli bir şekilde konuşmaya başladı:

-Çok haklısın Hocam!.. Hem de çok haklısın!.. Sadece sigaradan ölenlerin sayısı; o saydığınız hastalıkların toplamından bile belki de yüz kat daha fazladır. Boğmaca ve sıtmaya çare bulsan ne olur? Aha şimdi de hava kirliliği çıktı!.. İnsanlar toplu olarak-tıpkı savaşta olduğu gibi-hava kirliliğinden ölüyorlar!.. Ya trafik kazaları Hocam ya trafik kazaları!.. Hele bizim Türkiye’de trafik kazlarından ölenlerin sayısı; hastalıklardan ölenlerin sayısından çok daha fazlaymış Hocam!.. Dizanteriye çare buldular da ne oldu? Bu sefer dert başka yerden geliyor!.. Hem de hemen geliyor!.. Kansere çare bulacaklarmış!.. Pöf!.. Bulsalar ne olacak ya bulsalar ne olacak? Bu sefer de intihardan ölenlerin sayısı kanserden ölenlerin sayısını geçer!.. Bilim adamları boşuna debeleniyor Hocam bilim adamları boşuna debeleniyor!..

Muhittin Bey, bu öğrencisinin konuşmasını da çok beğenmişti!.. Nurettin Bıçakçı’ya da artık yetişmiş eleman gözüyle bakan Muhittin Bey, bir süre daha büyük bir gururla öğrencisini süzdükten sonra tekrar; tabii ki pis pis sırıtarak konuşmasına başlarken sınıf da iyice sessizliğe gömülmüştü:

-Neymiş efendim!.. Louis Pasteur kuduz aşısını bulmuş!.. İyi!.. Tamam!.. Güzel!.. Fakat… Sadece İstanbul’da Pitbul köpeklerinin parçalayarak öldürdüğü çocukların sayısı; kuduzdan ölenlerin sayısından daha fazla be kardeşim!.. Yaaa… Sen kuduz aşısını buldum diye sevin dur!.. İnsanlar; kuduz aşısı bulundu diye sevinip göbek atıyorlardı!.. Ama ne oldu? Bu sefer de karşılarına kuduz köpek değil de Pitbul köpeği çıktı!.. Pitbul köpeğini ne yapacağız? Sen boşuna debeleniyorsun kardeşim sen boşuna debeleniyorsun!.. Ne dersin Remzi? Haklı değil miyim oğlum?

En ön sıraların birinde oturan Remzi Fırtına da büyük bir gurur ve özgüvenle onayladı öğretmenini:

-Haklısınız Hocam!.. Hem de çok haklısınız!.. Kuduz aşısı bulundu da ne oldu sanki!.. Geceli-gündüzlü elli sene çalışarak kuduz aşısını bulan Pastör efendinin çabası da boşunaydı!.. Pitbul köpeklerinin, başı boş gezen sokak köpeklerinin öldürdükleri insan sayısı daha fazla!.. Sonra… Hadi köpek sorununu hallettin!.. Bitti mi? Bitmedi!.. Kardeşim bu sefer de kuş sorunu ortaya çıktı!.. Aha işte al sana kuş gribi!.. Kuş gribi ne olacak? Kuş gribini ne yapacaksın? Beyhude çabalıyorlar Hocam beyhude çabalıyorlar!.. Boşuna çırpınıyorlar!.. Boşuna debeleniyorlar!.. Hadi kuş gribinin ilacını buldun!.. Ne olacak? Ölümler duracak mı? Durmayacak? Bu sefer de ortaya akbaba nezlesi çıkar!.. İnsanlar bu sefer de akbaba nezlesinden ölmeye başlarlar!.. Boşuna debeleniyorlar Hocam boşuna!..

En ön sırada oturan ve bu ateşli konuşmayı yapan Remzi Fırtına isimli öğrencisinin konuşmasını da çok beğenmişti kimya öğretmeni Muhittin bey!.. Muhittin Bey ile öğrencisi Remzi Bulut büyük bir sevinçle, büyük bir mutlulukla; şampiyonluk golünü atmışlar gibi; ellerinin avuçlarını birbirlerine vurarak kuvvetli bir şekilde şak yaparlarken de zil çaldı.

Aynı sınıfta bulunup da yapılan bu sohbeti sessizce ama can kulağıyla dinleyen Ümmühan Gökçe isimli kız öğrenci son zilin çalmasıyla okuldan çıkıp da evine doğru hızlı adımlarla yürüyerek giderken çok mutlu, çok huzurlu ve bir o kadar da coşkuluydu.

Ümmühan Gökçe babasının çalışma odasına da olağanüstü bir sevinçle-sanki büyük bir buluş bulmuş bilim adamı edasıyla-daldı:

-Baba!.. Baba!.. Buldum baba!.. Buldum!.. Ben olayı çözdüm galiba baba ben olayı çözdüm!.. Yobazın kim olduğunu öğrendim baba!.. Yobazlığın ne olduğunu öğrendim baba!.. Artık yobazı tanıyorum!.. Artık yobazın kim olduğunu biliyorum!.. Artık yobazlığın ne demek olduğunu biliyorum!.. Yobaz bilime düşman baba!.. Yobaz insanlığa düşman baba!.. Yobaz dinimizi de zor durumda bırakıyor!.. Yobaz dinimize de düşman baba!.. Yobaz dinimizi savunamaz baba!.. Ben artık yobazı, yobazlığı tanıyorum baba!..

Ümmühan Gökçe, büyük bir coşku ve sevinçle nefes nefese konuşurken, babası da ilgiyle ve tatlı bir gülümsemeyle kendisini dinliyordu.

Ümmühan babasının karşısındaki sandalyeye oturarak kimya dersinde olup bitenleri bir bir anlattı. Sözlerini bitiren Ümmühan Gökçe; gülümseyerek kendisini dinleyen babasına büyük bir dikkatle, gözlerini daha da irileştirerek baktı baktı ve şu soruyu sordu:

-Nasıl baba? Yobazı tanımış mıyım? Yobazı bulmuş muyum? Yobazın kim olduğunu öğrenmiş miyim? Bizim kimya öğretmeni gerçek bir yobaz değil mi baba?

Ümmühan Gökçe’nin babası Ünsal Gökçe… Kendisinden ısrarla cevap bekleyen kızına büyük bir gururla şöyle bir baktı… baktı… baktı… ve… eğilerek kızını alnından öpen Ünsal Bey gözleri ışıl ışıl parlayan kızına şunları söyledi:

-Evet kızım!.. Yobazı çözmüşsün!.. Yobazı tanımışsın!.. Yobaz diplomalı da olabilir diplomasız da. Yobaz öğretmen de olabilir doktor da. Artık yobazın kim olduğunu biliyorsun. Yobazlığın ne demek olduğunu sezmişsin. Dediğin gibi… Yobaz hem bilimin düşmanıdır hem de dinin… İnsanlığın da düşmanıdır yobaz hayvanlığın da… Yobaz zifiri karanlıktır.

Tarih:06 11 2016 17:42(2234) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
4. Yorum: aslan 07 11 2016 20:00
ders (hele de gunumuzde) verici bir öykü! tebrik ve tsk'ler dostum...

3. Yorum: sule kartal 07 11 2016 19:21
tebrik ederim, cok basarili bir tahlil ve okunulasi bir yazi. tesekkurler

2. Yorum: sule kartal 07 11 2016 18:21
tebrik ederim, cok basarili bir tahlil ve okunulasi bir yazi. tesekkurler

1. Yorum: hüseyin orhanoğlu 07 11 2016 14:03
eline kalemine sağlık hocam çoktandır yazılarını okuyamadım teşekkür ederim


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Soytarıların Muhbir Çeteleri


Hüseyin Mor Eleman Aranıyor


Boyabat Kalesini Gezelim mi?


15 Eylül 1928


A’dan Z’ye Şarbon…


2014 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Sonuna kadar okuyun ve yazının başlığını siz atın!


Hiç Bir Şey Kolay Kazanılmadı!..


Boyabat Gazetesi'ne ASİLDER'den Ziyaret


Dolardan Bana Ne


Şehit Sadık Aparangil'in Hanımı Fatma Aparangil Ağlattı


Çok Mu Zor?


İmar Barışı üzerine bir değerlendirme


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


Azmin Zaferi İnandık ve Kazandık


Sinop MHP diyor


Döndü Hanım


İbretle Okuyunuz!


Boğazda Can Pazarı


Zamanım!


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Eylül ayı ziyaretci sayısı:902564 DtGaNi

* ANASAYFA *