E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Büyük Dava Adamı

Kemal Çakırgöz… Nam-ı diğer 51’in Kemal…

Çelimsiz denecek kadar narin bir fiziki yapıya sahip… Ama; nice tayfunlara, kasırgalara maruz kaldı da yıkılmadı!.. Bir ceylan gibi hep ürkek, tedirgin ve alıngan… Fakat; mangal gibi yüreği var dedirtecek kadar da cesaretli, gözü pek ve atılgan!

Her kavgaya balıklama dalar. Her olayda en ön sıralardan başka yerlerde olmaz… Kutlamalarda da anmalarda da başkaldırılarda da hep en ön saflardaki yerini kimselere bırakmaz…

Bütün bunların yanında… Kemal Çakırgöz’ün en büyük özelliklerinden biri de; aşırı derecede fedakâr oluşu. Dava arkadaşlarının arasında ekonomik yönden en güçsüzlerden biri olmasına karşın, fedakârlık bayrağını da kimselere bırakmıyor. Yani… İhtiyacı olan arkadaşlarının imdadına her seferinde Hızır gibi yetişmiştir Kemal Çakırgöz.

Evet… Babasını küçük yaşlarda kaybeden; üstelik, en küçük kardeşi de engelli olan; yani, kardeşleriyle de ilgilenmek zorunda kalan Kemal Çakırgöz; hem fedakâr hem de cefakâr bir yaşam sürmeye küçük yaşlarında başlamak zorunda kalmıştır. Sadece yaz tatillerinde değil, okul zamanlarında bile kahvelerde garsonluk yaparak okul harçlığını çıkarmaya, ailesinin geçimine katkı sağlamaya çalışan Kemal Çakırgöz’ün öğrenim hayatı da anlaşılacağı üzerine bir hayli sıkıntı içinde geçmiştir.

Aynı zamanda keskin bir ülkücü olan Kemal Çakırgöz, 18-19 yaşlarında iken 12 Eylül askeri darbesini yaşar. Darbenin hemen ardından üç beş arkadaşıyla birlikte tutuklanarak Sinop Cezaevine konulur. Zaten çilekeş bir hayatı olan Kemal Çakırgöz’ün hapishane hayatı da oldukça meşakkatlidir. Ama bir dakika… Kemal Çakırgöz’ün bir sürü özelliğini saydık da en önemli özelliğini unuttuk!.. Kemal Çakırgöz, en kötü şartlarda dahi hep iyimser!.. Yüzündeki gülümsemesi hiç eksik olmaz!.. En kötü durumlarda bile umudunu asla yitirmez!.. Velhasıl… Kemal Çakırgöz, tam bir Polyanna!..

Tamam. Bunu da belirttikten sonra şimdi asıl meseleye gelelim. İsterseniz buna mesele değil de masal diyelim. Destan da diyebiliriz. Ama yok yok biz yine masal diyelim; çünkü, anlatacağım olay sadece ama sadece masallarda geçebilir. Hadi o zaman masalımıza başlayalım:

Kemal Çakırgöz’ün Sinop Cezaevinde yatarken üzerinden hiç çıkartmadığı bir kazağı vardır. Siyah-beyaz renkte olan bu kazağını Kemal Çakırgöz çok ama çok sevmektedir. Üstelik birde koyu bir Beşiktaş taraftarı olan Kemal Çakırgöz bu kazağını pek severek giymekte ve gece-gündüz sırtından çıkarmamaktadır. Fakat, Kemal Çakırgöz’ün başka koğuşta yatan ve yeni tanıştığı bir arkadaşı da bu kazağı çok beğenmektedir.O kadar ki kazağı görür görmez hiç vakit kaybetmek istemeyen arkadaşı Kemal Çakırgöz’e önce kazaklarını değiştirmelerini teklif eder. Yani, benim kazağım senin olsun, senin kazağını da ben giyeyim, der. Kemal Çakırgöz arkadaşının bu teklifini bir saniye bile düşünmeden reddeder. Arkadaşı, geçici olarak kazakları değiştirelim, der. Kemal Çakırgöz bu teklifi de anında reddeder. Kemal Çakırgöz’ün kazağına hasta olan arkadaşı mücadelesini bırakmaz. Kazağı kendisine-hem de çok iyi bir para ile-satmasını onlarca defa teklif eder. Kemal Çakırgöz, ısrarla ve defalarca yapılan bu teklifleri de elinin tersiyle iter. Fakat, arkadaşı bu işin peşini bir türlü bırakmaz. Teklifini her defasında artırarak yineler.Kemal Çakırgöz’ün Boyabat Panayırından on liraya almış olduğu kazağa-en sonunda-tam tamına yüz lira verir. Tabii ki bu teklifi de- cezaevinde büyük maddi sıkıntılar çekmesine rağmen-bir saniye bile düşünmeden reddeder Kemal Çakırgöz. Kısacası kazağını satmaz.

Bir akşam… Kemal Çakırgöz, koğuşuna dönüp de yatağına şöyle bir uzandığı zaman; aynı koğuşta yattığı Boyabatlı ülkücü arkadaşlarının büyük bir sorun yaşadıklarını fark eder. Ülkücü arkadaşlarının boynu bükük bir vaziyette, kuytu bir köşeye çekilerek, mahzun yüzlerle, ürkek gözlerle ve fısıldaşarak sohbet etmeleri Kemal Çakırgöz’e çok dokunur. Kemal Çakırgöz’ün ülkücü arkadaşlarının yaşamış oldukları büyük sorun şudur: Boyabatlı beş ülkücü gencin hiç birinde de para kalmamıştır. Bir süredir bazı aksamalar yüzünden bu ülkücü gençlerin ailelerinden para gelmemektedir. Veya… Cezaevi idaresi gelen paraları-yine bazı aksamalar yüzünden-gençlere vermemektedir. Ama öyle veya böyle beş ülkücü genç-geçici de olsa- bir anda ekonomik yönden dar boğaza girivermişlerdir. Tamam da… Cezaevi yönetimi paraları yok diye bu beş ülkücü gençten yatak parası mı istemektedir? Yemek parası mı istemektedir? Hayır ya… Sorun bu değil. Boyabatlı ülkücü gençlerin ekonomik sıkıntıya düşmelerine çok üzülmelerinin en büyük nedeni şuydu: Ülkücü gençler, her gün aralarında para toplayarak veya sıraya koyarak almış oldukları bir demlik semaver çayını artık alamayacak oluşlarına çok üzülüyorlardı. En güzel sohbetlerini bir demlik semaver çayı alıp da kuytu bir köşeye çekilerek yapan ülkücü gençler, çay sohbetlerinin aksayacak olmasına çok üzülüyorlardı. İşte… Boyabatlı ülkücü gençler, ne yapalım diye kara kara düşünürlerken; bir anda olup biten her şeyi anlayan ve yüreği paramparça olan Kemal Çakırgöz bir saniye bile vakit kaybetmeden, hiç kimseye bir şey demeden, sessizce arkadaşlarının yanından ayrılarak diğer koğuştaki arkadaşının yanına gider. Ve!.. Kemal Çakırgöz; çok sevdiği kazağını, pek severek giydiği kazağını, sırtından hiç çıkartmadığı kazağını yüz liraya bu arkadaşına satar!.. Parayı cebine özenle yerleştirerek, yıldırım hızıyla Boyabatlı ülkücü arkadaşlarının yanına dönen Kemal Çakırgöz tatlı tatlı gülümseyerek cebinden çıkardığı yüz lirayı ülkücü arkadaşlarından Hüseyin Tartıcı’ya uzatır. Kısa bir süre büyük bir şaşkınlık yaşayan Hüseyin Tartıcı ve diğer ülkücü arkadaşları Kemal Çakırgöz’e parayı nereden buldun diye sormazlar bile; çünkü, Kemal Çakırgöz’ün üzerinde kazağını göremeyen Boyabatlı ülkücüler olup biten her şeyi bir çırpıda anlayıvermişlerdir. Boyabatlı ülkücü gençler, dava arkadaşları Kemal Çakırgöz’e büyük bir sevgiyle ve saygıyla sarılırlarken, Hüseyin Tartıcı ağlamamak için de kendisini zor tutmaktadır.

Kısacası… Bu yüz lira Boyabatlı ülkücü gençlere ilaç gibi gelmiştir. Bir demlik semaver çayına yirmi lira veren ülkücü gençler, yüz lira ile beş günlük çay ihtiyaçlarını gidermişlerdir.

Hüseyin Tartıcı bu masalsı ve destansı olayı-bir dost meclisinde- otuz altı yıl sonra anlatırken bile hâlâ ilk günkü gibi heyecanlanmakta, hâlâ ilk günkü gibi gözleri dolmakta ve hâlâ dudakları titremektedir:

“ Arkadaşlarım!.. Ülküdaşlarım!.. Bu bizim 51’in Kemal var ya… Tam bir dava adamıdır!.. Hem de büyük bir dava adamıdır!.. Vefakârdır!.. Cefakârdır!.. Her şeyden önemlisi de tepeden tırnağa kadar fedakârdır!.. Her bir işimize Hızır gibi yetişmiştir!.. Hiçbir fedakârlıktan kaçmamıştır!.. O yüz lira var ya o yüz lira… O yüz lira ile biz tam beş gün çayımızı içebildik!.. Beş gün çay sohbetimizi yapabildik!.. Ha!.. Beş gün sonra benim de diğer arkadaşlarımın da paraları geldi. Sıkıntımız bitti. Ama… O yüz lira yok mu o yüz lira? Gerçekten de bize ilaç gibi gelmişti arkadaşlar be!.. Gerçekten de ilaç gibi gelmişti!.. Hızır gibi yetişmişti imdadımıza!.. Velhasıl ülküdaşlarım… Kemal Çakırgöz… 51’in Kemal… Tam bir dava adamıdır!.. Büyük bir dava adamıdır!..”

Tarih:17 11 2016 19:41(1643) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
1. Yorum: hüseyin tartıcı 19 11 2016 09:00
hasan agabey kalemine emegine saglık evet kemal bizim catlımız hakikaten biz bunları yaşadık rahmetli başkanımız yakup tekin 1 dal sigara verirdi 5 kişi tuvalete girer icerdik çünkü sigara yasak o el altından getirtirirdi bu arada sabah sabah hüzünlendim 36 yıl geriye gittim bu arada 1980 yılında taş medresede birlikte yattıgımız sagcı solcu hepsine selam ve sevgilerimi sunuyorum saglıcakla kalın


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Rejim Değişirken


Sinop gezisi izlenimlerim


Anadolu efsaneleri (Kırkkızlar Kayası)


AKP ve MHP Genel Başkanı, bu nasıl yerli millilik?


Zıt Kardeşler


Emeklinin Söylediği Türkü


Zamanım!


Rıza Mor'u Aramızdan Ayrılışının 2. Yılında Rahmetle Anıyoruz


Hisar İşçi


Verem (Tüberküloz) Haftası


Var mı benden bahtiyarı?!


Mekke 1 Ocak'ta değil, 11 Ocak'ta fethedilmiştir


Ağlayan Kudüs


İYİ Parti İlçe Başkanı Mithat Mor, Mevlid Kandili Mesajı Yayımladı


Boyabat Müftülüğüne Bugün Güzel Bir Ders Verdim


Panayıra Götürmedi


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Tuğla Sektörüne Dokunmayın, Çekin Elinizi!


2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (16 Nisan 2017)


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Boyabat'tan Kış Manzaraları


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Ocak ayı ziyaretci sayısı:1044019 DtGaNi

* ANASAYFA *