E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Klasik Okumuş Boyabatlı

Veysel Demirci… Boyabat’ın en gariban yerleşim birimlerinden Bülbül Deresi Sokağında oturan fakir bir ailenin en büyük çocuğu...

Bülbül Deresinin tüm Boyabatlılar tarafından bilinen ve güncel hayatlarında sıkça kullandıkları bir adı daha var. Ama, biz bu konu üzerinde daha fazla durmayalım; çünkü, Bülbül Deresi bu-hor görülü-sıfatı asla hak etmiyor. Ya bir kere sokağın adı Bülbül Deresi… Boyabat’ta bülbüllerin en çok öttüğü sokak… Bülbüllerin yaşadığı sokak hiç kötü adla anılır mı? Veysel Demirci’nin nasıl bir muhitte ve hangi şartlarda büyüdüğünü, yetiştiğini sezdirmek için sokak üzerinde bu kadar durduk o kadar.

Bütün yoksul mahallelerde olduğu gibi Veysel Demirci de okula başlar başlamaz, okumayı öğrenir öğrenmez ders kitaplarına değil de ders dışı kitaplara meyillidir. Galiba böyle mahallelerin yazısız; ama, sanki yazılı kurallardan bile daha güçlü yasaları vardır:

“Bu kadar masal dinlediğin yeter.”

“Ders dışı kitap okuyacaksın.”

Biraz daha ayrıntıya girelim:

“Bütün destanları öğreneceksin.”

“Aşk şiirlerini ezberleyeceksin.”

“Temelini öykülerle atacaksın.”

“Romanları hem okuyacak hem de yaşayacaksın.”

Tabii ki Veysel Demirci da bu yazısız ama güçlü kurallara harfiyen uydu. Masalları tıpkı bir koyun gibi dinledi. Teksas, Tommiks derken soluğu hikâye ve romanlarda aldı. Ergenekon ve Nayman Ana gibi destanları hemen öğrenerek etrafına anlatmaya başladı. Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Tahir İle Zühre, Leyla ile Mecnun büyük sevdaların tellallığını ve koruyuculuğunu üstlendi küçük yaşlarında.

Peki… Dersler nasıldı? Not verilen dersler? Ders dışı kitaplara not verilmiyor ki! Veysel Demirci’nin dersleri tabii ki pek de iyi sayılmazdı. İşte… Orta derecedeydi.

Ders kitaplarına, not verilen ders kitaplarına önem verip de iyi okullar bitirerek büyük adam olma yerine; ders dışı kitaplar okuyarak, hayallerindeki kahramanı yaşamak; gariban sokağın çocuklarının karşılaştığı ilk ve en büyük engeldir. Bu korkunç tuzağın farkına varıp da en baştan kendini koruyan veya zor engeli son anda aşabilen çocuk sayısı çok azdır yoksulların sokağında.

Veysel Demirci da ipin ucunu son anda yakaladı zaten. Lise sonlarına doğru yapmış olduğu cılız ataklarla son anda selin önünden kütük kapabilen Veysel Demirci, Eğitim Enstitüsünü kazanarak öğretmen olmayı başarabildi.

Gelelim, Boyabat’ın Papatya Sokağında oturan ve zengin bir esnafın çocuğu olan Hayrullah Çulha’ya.

Hayrullah Çulha hem zengin hem de kültürlü bir ailenin çocuğu. Boyabat kültür ölçeğinde aristokrat bir ailenin çocuğu da sayılabilir Hayrullah Çulha. Bir kere Hayrullah Çulha’nın kendisine ait özel bir çalışma odası var. Kaynak kitapları var. Birebir özel ders aldığı hocaları var. Var oğlu var. Tabii ki Hayrullah Çulha da kendisine yapılan bu büyük yatırımın karşılığını fazlasıyla veriyor. Hayrullah Çulha’nın bütün ders notları pekiyi… Sınıfının da okulunun da birinciliğini-her sene-kimselere kaptırmıyor Hayrullah Çulha.

Veysel Demirci, sınıf arkadaşı olan Hayrullah Çulha’yı nedense pek sevmez. Hayrullah Çulha’nın arkadaş gurubunu da sevmez Veysel Demirci. Resim, beden ve müzik gibi derslerde hiç başarılı olamayan; başarılı olmak için de zerre kadar çaba göstermeyen Hayrullah Çulha’yı asla ciddiye almaz. Hem, Hayrullah Çulha; resim, beden ve müzik derslerinden pekiyi alabilmek için neden gayret göstersin ki?! Hayrullah Çulha’nın fizik, kimya ve matematik dersleri hep pekiyi… İşte bu dersleri hep pekiyi olduğu için; otomatik olarak resim, beden ve müzik dersleri de pekiyi oluveriyor Hayrullah Çulha’nın! Bu otomatik pekiyileri hiçbir zaman hazmedememiştir Veysel Demirci. Ama böyle bir öğrencinin takdir alması gerekiyor ya! Üniversite sınavında yüksek puan almasına neden olacak dersleri hep peki ya! Do diyemeyen, bir elma resmi bile yapamayan, basket topunu üç metre uzağa bile fırlatamayan Hayrullah Çulha’nın bütün bu dersleri pekiyi! Ama… Yine de… Fizik, kimya ve matematik gibi derslerden hep pekiyi alan, bu derslerden başarılı olabilmek için çalışma temposunu hiç düşürmeyen Hayrullah Çulha’yı için için takdir etmiştir Veysel Demirci.

Aradan beş-altı yıl geçer. Veysel Demirci, Hatay’ın İskenderun ilçesinin bir dağ köyünde öğretmendir. Mesleğinde üç yılı tamamlayan Veysel Demirci her yıl olduğu gibi; 1981-1982 Eğitim-Öğretim Yılının sonunda da yaz tatilini geçirmek üzere Boyabat’ta yaşayan ailesinin yanına gelir. Boyabat’a gelir gelmez ilk fırsatta arkadaşlarıyla buluşan Veysel Demirci; yapılan sohbetlerde Hayrullah Çulha’nın üniversiteyi bitirdikten sonra, doktora eğitimi için Avrupa’ya gittiğini öğrenir. İngiltere’nin en önemli üniversitelerinden birine giden Hayrullah Çulha’nın bu başarısı Veysel Demirci’yi çok heyecanlandırır. Eski sınıf arkadaşının bu başarısıyla gurur duyan ve çok mutlu olan Veysel Demirci’nin sevinci büyüktür. Çocukluğundan beri İngiltere’yi bir rüya ülkesi olarak gören Veysel Demirci; pek samimi olmasa da sınıf arkadaşının, bir Boyabatlının İngiltere gibi muhteşem bir ülkeye; hem de eğitim için, bilim için gitmesinden dolayı gerçekten de çocuk gibi sevinmiş ve büyük bir gurur duymuştur. Sanki, böyle bir okulu kendisi kazanmış, İngiltere’ye kendisi gitmiş kadar mutlu olmuştur Veysel Demirci. Hayrullah Çulha’nın İngiltere’ye gittiğini duyduğu ilk saniyelerde ünlü İngiliz yazar Charles Dickens’in romanı Oliver Twist’i düşünen ve bu romanda çok acıklı bir serüven yaşayan Oliver Twist’i gözlerinin önüne getiren Veysel Demirci’nin heyecanı gerçekten de görülmeye değerdi.

Tesadüfe bakınız ki… Veysel Demirci’nin Boyabat’ta olduğu günlerde Hayrullah Çulha da yaz tatilini ailesinin yanında geçirmek için İngiltere’den Boyabat’a gelmiştir.

Ve!.. Günlerden bir gün, Hayrullah Çulha ve on kişilik arkadaş gurubu Boyabat’ın dere kenarındaki çay bahçesinde oturmakta ve çay içmektedirler. Birkaç arkadaşıyla birlikte parka giren Veysel Demirci, Hayrullah Çulha’yı görünce heyecanlanır. Direk olarak Hayrullah Çulha’nın masasına yönelen Veysel Demirci’ye beraberindeki arkadaşlarından birisi müdahale etmek ister. Yani, biz onların masasına gitmeyelim, başka masaya oturalım, demek ister. Ama, Veysel Demirci arkadaşının uyarısını dikkate almayarak İngiltere’de okuyan, Londra gibi bir şehirde yaşayan, belki de her sabah ünlü saat kulesi Big Ben’in önünden geçen Hayrullah Çulha’nın masasına doğru yürür. Arkadaşları da mecburen kendisine uymak zorunda kalırlar.

Şunu da belirtelim ki… Veysel Demirci, Hayrullah Çulha’nın masasına hayatı boyunca ilk defa oturacaktır. Ne ortaokul döneminde ne de lise döneminde Hayrullah Çulha ile arkadaşlık yapmayan, birlikte gezmeyen, sohbet etmeyen, aynı ortamlarda bile-sınıf haricinde-doğru dürüst bulunmayan Veysel Demirci büyük bir heyecanla İngiliz lordunun masasına yaklaşır.

Veysel Demirci’nin selamını duymadı bile Hayrullah Çulha. Belki de duymazlıktan geldi. Ortaya karışık şöyle bir tebessüm eder gibi oldu işte o kadar. Sonra, masada o kadar büyük bir coşku ve dolayısıyla da gürültü vardı ki; sessizce sandalyesine otururken; dalgalı denize akan küçük bir dere gibiydi sanki Veysel Demirci.. Yine de bu durumu dert etmedi. Aynı sınıfta okuduğu arkadaşı ta İngiltere’ye gitmişti ya… Koskoca İngiltere’de okuyordu ya… Belki de Galler’i, İskoçya’yı ve İrlanda’yı bile gezmişti ya… İşte bu gurur ve heyecan yetiyordu Veysel Demirci’ye.

Peki, Hayrullah Çulha’nın masasında oturan diğer kişiler kimlerdi? Bunlar da Hayrullah Çulha’nın sınıf arkadaşlarıydı, okul arkadaşlarıydı; kimisi de mahalleden tanıdıklarıydı. Yalnız bunlar iyi okullar bitirmiş kimseler değillerdi. Değillerdi ama bu gençler; hatırlı esnaf çocukları oldukları için, askerliklerini bitirir bitirmez; iyi bir bankada, belediyenin önemli bir bölümünde-tabii ki torpille-işe yerleştirilmiş ve hemen de evlendirilmiş semiz gençlerdi.

Masadaki sohbetin ana konusu tabii ki İngiltere idi. En çok konuşan kişi de tabii ki İngiltere’de yaşayan, bu ülkede eğitim gören Hayrullah Çulha idi. Hayrullah Çulha İngiltere’nin her şeyini ama her şeyini anlatıyor, arkadaşları da kendisini büyük bir heyecanla, ağzı açık bir vaziyette dinliyorlardı. Üç yıllık öğretmen Veysel Demirci’nin da Hayrullah Çulha’yı büyük bir hayranlıkla ve heyecanla dinlemesi de ayrıca belirtmeye gerek yok tabii. Büyük bir ilgiyle arkadaşını dinleyen Veysel Demirci’nin sormak isteyip de bir türlü fırsatını bulamadığı bir sorusu vardı. Veysel Demirci özellikle bir konuyu çok ama çok merak ediyordu. Acaba İngiltere’de de öğrenciler ve halk; hikâye ve roman türü gibi ders dışı kitapları okuyorlar mıydı? Az mı okuyorlardı çok mu okuyorlardı? Ders dışı kitap okuyanlar takdir ediliyorlar mıydı? Yoksa, Boyabat’ta ve dolayısıyla da Türkiye’de olduğu gibi ders dışı kitap okuyanlara İngiltere’de de hor görüyle mi bakılıyordu? Ders dışı kitap okuyanlar küçümseniyorlar mıydı? İngiltere’de de alay konusu oluyorlar mıydı?

Nihayet bir fırsatını bulan Veysel öğretmen, İngiltere’de eğitim gören geleceğin bilim adamı adayı sınıf arkadaşı Hayrullah Çulha’ya sorusunu sorabildi:

-Hayrullah, İngilizler çok kitap okuyorlar mı? Özellikle roman türü kitaplar okuyorlar mı? Oradaki İngiliz arkadaşlarınla buradaki Türk arkadaşlarını mukayese ettiğin zaman nasıl bir sonuç çıkıyor ortaya?

Ne yazık ki böyle bir soruyu hiç sevmedi Hayrullah Çulha! Böyle bir konunun açılmasından da memnun olmamış gibi bir tavır takındı! Bu soruyu soran Veysel öğretmene;(hadi Veysel öğretmen demeyelim de herhangi bir öğretmen diyelim) bir böceğe bakar gibi baktı! Sen kimsin de böyle bir soruyu sorma cüretinde bulunuyorsun veya senin haddine mi böyle konulara girmek der gibi bir süre, sırıtarak, Veysel öğretmeni süzen Hayrullah Çulha, aniden, paçalı horoz edalarıyla top gibi patladı:

-Sorduğun soruya bak! Fabrika işçileri bile molalarda kitap okuyorlar! Şoförler uzun seferlerine kitapsız çıkmıyorlar! Liseyi bitiren bir öğrenci en az yüz tane klasik kitap okumuş olarak liseden mezun oluyor! Ben lise dönemimde Boyabat’ta en çok klasik roman okumuş bir kişiydim! Ama benim okumuş olduğum klasik romanların sayısı sanırım yirmi civarındaydı! Belki az gibi gözüküyor ama… Yine de kimse benim kadar klasik roman okumamıştır! Mesela sen Veysel… Sen hayatında hiç klasik roman okudun mu?

Veysel öğretmen donup kalmıştı. Yaz mevsiminin bu en sıcak günlerinden birinde resmen donmuş gibiydi Veysel öğretmen. Böyle bir soruyla hayatında ilk defa karşılaşıyordu. Böyle bir soruyla rüyasında dahi karşılaşacağını aklından bile geçirmeyen Veysel öğretmen kıpkırmızı bir suratla, sessizce sandalyesinde otururken; Hayrullah Çulha hâlâ sırıtarak kendisine bakmaya devam ediyordu. Masadaki diğer esnaf çocukları… Torpille Boyabat Belediyesinde, çeşitli bankalarda işe başlamış semiz gençler… Onlar ne yapıyorlardı? Ne yapacaklar… Salya- sümük kahkahalar atarak gülüyorlar; iyi bir ders verdin hıyara, der gibi sırıtarak; İngiltere’de okuyan, Londra’da yaşayan, geleceğin bilim adamı arkadaşlarına büyük bir gururla bakıyorlardı.

Evet. Böyle bir soruyu; dağdaki çobana da fabrikadaki işçiye de pazardaki hamala da asla soramayacak, sormayacak bir karakterdeki Veysel Demirci… Hayrullah Çulha’nın; “Sen hiç hayatında klasik roman okudun mu?” sorusuna ne yazık ki cevap veremedi… Vermedi… Fakir bir ailenin çocuğu olsa da… Gariban bir mahallede yetişse de… Liseyi bitirene kadar-sadece Batı klasiklerinden-yüzlerce klasik roman okumuş olan Veysel Demirci-nedense-susmayı tercih etmişti.

Kısa bir süre sonra da beraber geldiği birkaç arkadaşıyla birlikte masadan da parktan da sessizce ayrılan Veysel Demirci gerçekten de perişan bir haldeydi.

Tarih:30 11 2016 21:59(2144) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yapı Denetim Eleman Aranıyor


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Kişilikler ve Yaşam Anlayışları


2018 Boyabat Genel Seçim Sonuçları (24 Haziran 2018)


Tutuklanma, tarihi eser kaçaçıklığı yapan cemaatlere gelecek mi?


15 Temmuz Darbesinin İkinci Yılında Sonuç Ne?


Ünlü Türk Cerrah Dr. Mehmet Öz ile tanışmak


Azmin Zaferi İnandık ve Kazandık


Uzaklarda size hasret birileri var!


Sinop MHP diyor


1 Haziran Ulusal Fenilketonüri Günü


Döndü Hanım


Osmanlı Devleti'nde Milletvekili Olma Kriterleri


İbretle Okuyunuz!


Sinop İli 2016 Yılı Vergi Rekortmenleri


Şimdi de yeni başlayanlar için Bozkurt kılavuzu


Boğazda Can Pazarı


Bağlıca Köyü'nden Görüntüler


Zamanım!


Rıza Mor'u Aramızdan Ayrılışının 2. Yılında Rahmetle Anıyoruz


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Temmuz ayı ziyaretci sayısı:560662 DtGaNi

* ANASAYFA *