E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Nöroloji Hastaları

Kezban Hanım artık bu işin şakasının olmadığını anlayınca, eşinin ciddi bir hastalığının olma olasılığının yüksek olduğunu düşününce, onu kararlı bir şekilde uyardı:

-Ayhan!.. Kış bastırmadan Kastamonu’ya gidelim!.. Özel Anadolu Hastanesi’nde iyi bir nöroloji doktoru var diyorlar!.. Kastamonu şurası sayılır. Bu baş dönmelerin, sendelemelerin beni korkutuyor!.. Belki de bir şeyin yoktur. Ha!.. Ne dersin? Sevkini yaptır. Ben de sevk yaptırayım veya bir günlük izin alayım. Perşembe günü sabahleyin erkenden yola çıkalım.

Eşine bu sefer hayır diyemedi Ayhan Bey. Ama yine de ortaya bir mazeret attı:

-Bu hafta gitmeyelim. Türkçe ve matematik derslerinden mutlaka işlemem gereken önemli konular var. Önümüzdeki hafta da gitmeyelim ama daha sonraki hafta gidebiliriz.

Buna da şükür diyerek içinden derin bir oh çeken Kezban Hanım’ın bu teklifi kabul etmesinden başka bir çaresi yoktu zaten:

-İyi! Tamam o zaman! Aralığın son haftasında gidelim bari!

Aralığın son haftasında Salı günü çalışmış olduğu ilköğretim okulunda sevk işlemlerini yaptıran sınıf öğretmeni Ayhan Balcı ile Boyabat Vergi Dairesinde memur olan eşi Kezban Balcı Çarşamba günü sabahleyin 07.00’de özel otomobilleriyle yola çıkarlar.

2006 yılının Aralık ayında, Çarşamba günü saat 08.30’da Kastamonu Özel Anadolu Hastanesine giren Ayhan Bey ile eşi Kezban Hanım hiç vakit kaybetmeden nöroloji polikliniğine giderek, görevli hemşire hanıma telefonla almış oldukları randevuyu tekrar kontrol ettirerek onaylattırırlar.

Ayhan Bey’in sırası 16. sıradır. Yani, Ayhan Bey’in önünde on beş kişi vardır. Toplam hasta sayısı ise 35’tir. Ayhan Bey, eh hiç de fena değil diyerek kendisini avutmaktadır ama eşi Kezban Hanım, hastanenin penceresinden karşı tepelere doğru şöyle bir bakınca birazcık kaygılanır. Eyvah kar geliyor, keşke sıramız biraz daha önde olsaydı diye düşünen Kezban Hanım, yapacak bir şey de olmadığından, eşiyle birlikte hastanenin kantinine giderler. Saat daha dokuza bile gelmemiştir. Doktor, polikliniğe saat 10.00 gibi gelecektir. Ayhan Bey ile eşi kantinde bir sürü tanıdıkla karşılaşırlar. Bu tanıdıkların hemen hemen hepsi de kendileri gibi Boyabatlı birkaç tanesi de Durağanlıdır. Boyabatlı ve Durağanlı hastaların tamamı da nöroloji doktoruna gelmişlerdir. Ayhan Bey, yakından veya şahsen tanımış olduğu bu kişilere sıralarını sorduğu zaman daha da şaşırır. Ayhan Bey’in tanımış olduğu bu kişilerin sıra numaralarının hepsi de kendisinden öndedir. Birinci sıradan başlayarak on altıncı sıraya kadar olan numaraların hepsi de Boyabatlı ve Durağanlı hastalarındır. Yani ilk on beş numara Ayhan Bey’in tanımış olduğu bu kişilerindir.

Bir süre birlikte sohbet eden hemşeriler yarım saat sonra ayrılırlar. Kimisi özel işlerini halletmek üzere çarşıya inmiştir. Kimisi de hastane içinde veya dışında oraya buraya uğrayarak vakit geçirmektedirler. Kısacası herkes bir yerlere kaybolmuştur. Doktorun da polikliniğe gelmesine yarım saat kalmıştır. Ama doktorun polikliniğe gelmesine daha yarım saat olmasına karşın Ayhan Bey ile Kezban Hanım kantinden ayrılıp, nöroloji polikliniğinin önüne gelerek, oda kapısının tam karşısındaki sandalyelere uslu bir öğrenci gibi oturarak doktorun gelmesini beklerler.

Bu arada saat 09.45’tir. Nöroloji doktoru gelmiştir. Odasına girmiştir. Ve! Polikliniğin önünde Ayhan Bey’den başka da hasta masta da yoktur. Bu durum Ayhan Bey’in eşi Kezban Hanım’ı oldukça ümitlendirir ve sevindirir:

-Oh!.. Ortalıkta kimsecikler yok!.. Bir yerlerde oturup kaldılar her halde!.. İnşallah biraz daha geç gelirler de doktor ilk önce bizi çağırır!..

Gerçekten de koridorda kendilerinden başka hasta yoktu!.. Ayhan Bey de bu duruma çok seviniyordu. Sat 09.50 oldu yine ortalıkta kimsecikler görünmüyordu!.. İşin garibi 16. sıradan sonraki hastalar da ortalıkta yoklar!.. Gerçi bu çok şaşırılacak bir şey değildi; çünkü, sıraları geride olan hastalar sıramız daha gelmemiştir diye düşünerek hastaneye geç gelebilirlerdi!.. Fakat ilk 15 hasta da yoktu işte!.. Bu arada saat de 09.55 olmuştu. Sevincinden ellerini ovuşturan Kezban Hanım; oh sıra bizden başlayacak diye ayağa kalkıp, ışıl ışıl parlayan gözleriyle boş koridora üç beş saniye falan baktıktan sonra-daha fazla dayanamayıp-polikliniğin kapısını açarak hemşire hanıma seslendi:

-Hemşire Hanım!.. Bizim sıramız 16. sıra!.. Bizden önceki hastalar gelmemişler!.. İlk önce bizi çağırırsınız değil mi?

Hemşire Hanım, ciddi bir yüz ifadesi ve kararlı bir ses tonuyla Kezban Hanım’a şöyle dedi:

-Daha saat 10 olmadı ki!..

Kezban Hanım sevinçle karşılık verdi:

-Ama 3 dakika kaldı!..

Hemşire Hanım’ın ciddiliği devam etti:

-Olsun!.. 3 dakika daha bekleyeceğiz!.. Tam vakti gelmeden kimseyi içeri çağıramam!..

Kezban Hanım, kendisiyle infaz memuru ciddiyetiyle konuşan, en ufak bir taviz vermeyen Hemşire Hanım’a kızmadan, darılmadan ve zerre kadar olumsuz bir tepki göstermeden tekrar sandalyesine oturdu. Nasıl olsa sadece iki dakika kalmıştı ve ortalıklarda kimsecikler yoktu!.. Sandalyelerinde sessizce oturan Ayhan Bey ile eşi Kezban Hanım bir ara sağ taraflarındaki pencereden dışarıya baktıkları zaman kar yağışının da başlamış olduğunu gördüler. Kar yağışı Ayhan Bey’i de Kezban Hanım’ı da ürkütür gibi olmuştu!.. Fakaaat!.. Kezban Hanım, tekrar sol tarafına dönünce bu sefer resmen dehşeti yaşamıştı!.. Polikliniğin önünde en az 20 hasta dikiliyordu!.. Hem de asker gibi!.. Hem de çakı gibi!.. Ayhan Bey de Kezban Hanım da şaşkınlıktan küçük dillerini yutacak gibiydiler neredeyse!..

Saat 09.59!.. Yani 10.00’a bir dakika var!.. Ve!.. İlk 15 hasta gelerek çoktan sıralarına geçmişler!.. Bir tane bile fire yok!.. Hepsi yıldırım hızıyla gelerek sıralarını almışlar!..

Velhasıl… Yapacak bir şey yoktu. Ayhan Bey ile Kezban Hanım kuzu kuzu 16. Sıralarını beklemek zorundaydılar. Dışarıdaki kar yağışına bir kere daha üzgün bir şekilde seyreden Kezban Hanım, kafasını tekrar sola çevirip de sıralarında komando askeri gibi bekleyen hastalara öfkeli bir şekilde bakıp bakıp burnundan solurken, dişlerini gıcırdatarak homurdanmadan edemedi:

-Geberesiceler!.. Bu kadar dakik olmasalar zaten kafayı bozmazlardı!..

Tarih:22 01 2017 15:31() Facebook'ta Paylaş

2. Yorum: hakan 28 01 2017 20:45
hasan bey sustunuz

1. Yorum: hakan 27 01 2017 21:24
evet, hasan bey bu yazıdan ne çıkaralım.


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

O çocukları, bu çocukları, şu çocukları!


15 Ekim Dünya El Yıkama Günü


İktidar Savaşı ve Propoganda


Çoban ve Dindarlık


Bir Diktatörde Olmazsa Olmaz Bazı Özellikler


Boyabat Barajı ve Çevresinden Fotoğraflar


Hisar Tuğla Eleman Aranıyor


İsmet İnönü 134 yaşında


2014 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Sonuna kadar okuyun ve yazının başlığını siz atın!


Boyabat Gazetesi'ne ASİLDER'den Ziyaret


Şehit Sadık Aparangil'in Hanımı Fatma Aparangil Ağlattı


İmar Barışı üzerine bir değerlendirme


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


Azmin Zaferi İnandık ve Kazandık


Sinop MHP diyor


Döndü Hanım


İbretle Okuyunuz!


Boğazda Can Pazarı


Zamanım!


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Ekim ayı ziyaretci sayısı:489498 DtGaNi

* ANASAYFA *