E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Kırkkızlar Efsanesi

Neredeyse her şehrin efsaneleri vardır. Vardı demiyorum, çünkü efsanelerin en büyük özelliği her zaman bir şekilde varlığını sürdürmesidir. Ve yeni tip "şehir efsaneleri "de artmaktadır. Gerçi bu yeni tip efsaneler tarih araştırmacılarının neredeyse hiç ilgi alanına girmez. Tarih araştırmacılarının ilgilendiği daha çok tarihî bir hadisenin eksik kalan tarafına acaba kör de olsa bir ışık yakar mı ihtimalidir.

Şehrimizde de birbirinden farklı efsaneler mevcuttur. Ulu Cami ile Ervah arasında tünel meselesi, Ali Baba ile Hasan Baba (ki birçok anlatımda dede de denilir) arasında geçen konuşma, Eğri Minare'nin ustası tarafından bilerek eğri yapılması, Eğri Minare'nin külah kısmının Timur tarafından kestirilmesi, Hz. Nuh'un evladı tarafından Aksaray'ın kurulması, Hasan Dağı'ndaki geyik sütü efsanesi, Narlı Göl civarındaki taşlaşmış anne-bebek efsanesi, Hz. İsa'nın havarisinin şehirdeki köklü değişim yapması... daha nice hadise var... Aksaray'ın adının menşei bile efsaneye dayanır!.. Bunlann bir kısmı elbette doğru olabilir. Zaten efsane ile tarih yakın akrabadır. Hatta bazılarına göre efsane tarih'in kızkardeşidir!..

Aksaray'ın en çok dillendirilen efsanelerinden birisi de "Kırkkızlar" meselesidir. Malumunuz, Aksaray'ın doğusundaki tepe Kırkkızlar Tepesi olarak bilinir. Kılıç Arslan'ın türbesi ve köşkü de bulunan bu tepe hakkında farklı söylentiler mevcuttur. Kırkkızlar Tepesi hakkında ulaşabildiğimiz en eski kayıt 1650'li yıllarda şehrimizi ziyaret eden Evliya Çelebi'nin dev eseri Seyahatnâme'dir. Bu eserde Kııkkızlar "Dersitâyiş-i mesîregâh-ı İreme-zât: Evvelâ mesîregâh-ı Hıdırlık, mesîregâh-ı Kırkkızlar" bu ifadelerle geçmektedir. Kırkkızlar isimlendirmesinin yeni olmadığını, asırlar öncesinden de aynı isimle anıldığını göstermesi bakımından bu kayıt elbette önemlidir ama neden böyle denilmiş bu konuda net bir bilgiye sahip değiliz.

1160 metre yüksekliğindeki Kırkkızlar Tepesi'nin zirvesinde duvar kalıntıları vardır. Birçok araştırmacı bu bakiye için Kılıç Arslan'ın yazlık köşkü ya da kasrı derken bir kısım araştırmacı da burasının bir zaviye olduğunu ve heterodoks dervişlerin burada kaldığını yazarlar. Genel olarak kabul edilen ise burasının Kılıç Arslan'ın köşkü olduğudur.

Pekâlâ, Kırkkızlar Tepesi'nin ismi nereden gelir?

Öncelikle şunu belirtelim ki, dünyanın birçok yerinde "kırkkız" hikâyesi dolaşır. Anadolu'dan Kafkaslar'a ve oradan da Türkistan'a... Birbirine genelde benzeyen bu anlatışlann çoğu tamamen masaldır. Zaten "kırk" kız meselesi de kesreti, yani çokluğu ifade etmek için kullanılır. Bir şeyi çok beğenince de kırk bir kere maşallah denilmesi de bu minvaldedir. Yani "kırk" zaten çokluğu anlatırken, kırktan bile çok demek için de "kırk bir" tercih edilmiştir. Ve hâlâ dilimizdedir. Hayatımızdadır. Kırkkızlar hikâyesi özellikle Anadolu'da kendine yaşama imkânı bulmuştur. Aksaray'dan başka Boyabat'ta, Ordu'da, Niksar'da, İznik'te, İskilip'te ve daha birçok yerde" Kırkkızlar" anlatılagelmiştir. Bu farklı efsanelerin benzeşen hikâyesi, şehre girip her yeri yakan, herkesi öldüren düşmandan kaçan kırk kızın düşman eline geçmektense iffetlerini korumak, sırvermemek adına Hz. Allah'tan taş olmayı istemeleridir. Bu tip hikâyeler şiirlerde ve kitaplarda da yerini almıştır.

Aksaray'daki efsane bunlardan daha farklıdır. En yaygın anlatışlardan birisi şudur: Zamanın birisinde tepenin etrafında bugünkü tabirle piknik yapan kızlardan birisi su aramaya gider. Gider ama bir daha gelmez. Onu aramaya giden başka bir kız da gelmeyince diğer kızlar da aramaya gider. Tepenin altında bir oyuk giriş vardır. Oradan kırk farklı göze dağılan kızların hiçbirisi gelmez. Kırk tane kız bir daha görünmezler. Halk arasında hem "kırkgöz" hem de "kırkkız" efsanesi dilden dile anlatılır. Yine başka bir efsaneye göre Kılıç Arslan, köşkünün bazı odalarında dinî eğitim verilmesini arzu eder. Zikirler yapılmasını, dualar edilmesini ister. Bu amaçla da köşkün büyük odasından birisi tamamen kızlar için ayrılır. Bu odada tam kırk kız dinî eğitim görür En son aşama ise bu kızlann hafız olmasıdır. Kırk hafız kız özellikle yaz aylarında bu tepede Kur'an-ı Kerim okur. Bu anlatılana efsane diyoruz, çünkü tarihî kaynakların hiçbirisinde konu hakkında bilgi bulunmaz.

Yaygınlığı az da olsa bir anlatış daha vardır. Bu hikâyede ise kırk kız ikinci plândadır. Kılıç Arslan'ın köşkü civannda sultanın koruması olan kırk adet seçmece asker ve onların eşleri vardır. İşte bu askerlerin eşlerinin de tepede bulunmasından dolayı isminin "Kırkkızlar" olduğunu söyleyenler vardır. Hatta bu anlatış sosyal medyada meraklıların suallerini cevaplamaktadır. Ki, bu anlatış bize göre efsane bile olsa en zayıf olanıdır. Birazcık mantıklı düşündüğümüzde sultanı koruyacak askerin birden fazla işi olmaması gerekir. Hem "koruma" hem de "kocalık" nasıl yapılır!..? Elbette adı üstünde efsane ama günümüzde insanların çoğu araştırma yapmak zahmetine katlanmaz ve de hikâyelere, efsanelere kulak kabartır. Hele de gençler okumayı bir zahmet gibi görüp bilgilenmeyi tamamen görsellik ile halletmek kolaylığındadır. Birkaç dakikalık video seyredip bilgi sahibi olmayı tercih eden bu hazırcı toplumu değiştirip, kitap kurdu yapmak, araştırmacı ruha sahip olmasını beklemek maalesef şu an için hayaldir. Madem öyle, oyun kuralına göre oynanmak. Mevcut durumda hakikatler dillendirilmeli ve sosyal medyada sahtelerin yerini almalıdır.

Son olarak konuyla alâkalı bir hikâyeyi de burada zikredelim. Aslında zikredilecek bir tarafı yok ama biz bahsetmeyince unutulup gitmediğine göre en azından hikâyeyi hep beraber sorgu odasına alalım!.. Güya Kılıç Arslan köşkünde yazın eğlenmek için kendisine harem kurarmış da köşküne birbirinden güzel "kırk kız" istermiş... Sonrasında bu tepenin adı "Kırkkızlar Tepesi" olmuşmuş!.. Kusura bakmasınlar ama bu Selçuklu sultanına bir hakarettir. Kılıç Arslan'ın avukatı değilim ama torunuyum. Dedeme yapılacak hakarete de elbette gönlüm razı olmaz. Muhteşem Yüzyıl tarzındaki dizilerden sonra Kanunî'den, Hürrem Sultan'dan nefret edenler aslında tarih yerine yalan satanlann oyununa gelmiştir. Buna benzer bir hadise de Kılıç Arslan için olsun istemeyiz.

Kaynak: Yeni Aksaray Gazetesi

Tarih:16 12 2017 22:31(1669) Facebook'ta Paylaş


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Hisar Tuğla Eleman Aranıyor


O çocukları, bu çocukları, şu çocukları!


15 Ekim Dünya El Yıkama Günü


İktidar Savaşı ve Propoganda


Çoban ve Dindarlık


Bir Diktatörde Olmazsa Olmaz Bazı Özellikler


Boyabat Barajı ve Çevresinden Fotoğraflar


İsmet İnönü 134 yaşında


2014 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Sonuna kadar okuyun ve yazının başlığını siz atın!


Boyabat Gazetesi'ne ASİLDER'den Ziyaret


Şehit Sadık Aparangil'in Hanımı Fatma Aparangil Ağlattı


İmar Barışı üzerine bir değerlendirme


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


Azmin Zaferi İnandık ve Kazandık


Sinop MHP diyor


Döndü Hanım


İbretle Okuyunuz!


Boğazda Can Pazarı


Zamanım!


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Ekim ayı ziyaretci sayısı:543278 DtGaNi

* ANASAYFA *