E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Anadolu efsaneleri (Kırkkızlar Kayası)

Binlerce yıldır birbirini takip eden onlarca medeniyete ev sahipliği yapmıştır Anadolu. Her biri, bir diğerinin mirasından pay almış ve medeniyetin beşiği olmuştur bu topraklar. Tarihin yazıyla not düşülmesinden sonra dahi, tarihi kuşaktan kuşağa, medeniyetler boyunca taşıyan söylenceler vardır. Anadolu’nun dört bir yanında hâlâ anlatılmakta olan “efsaneler”, aslında dinlediğimizden çok daha fazlasını içinde barındırmaktadır. Öyle ki; 2003 yılında UNESCO’nun almış olduğu “Somut olmayan kültürel mirasın korunması sözleşmesinde” efsaneler, kültürel değerlerin kuşaktan kuşağa aktarılmasındaki önemleri gereği, bu kapsama dahil edilmiştir.

Anadolu’daki en yaygın efsanelerin başında “Taş Kesilme” konu edilmektedir. Hemen hemen her bölgenin kendine ait bir taş kesilme efsanesi vardır. Birbirinden farklı dahi olsa bu efsanelerin ortak noktası ödüllendirme ya da cezalandırma noktasında doğa üstü güçlerin müdahaleleridir.

Yaşanan sıra dışı bir durum üzerine tanrıdan kendilerine ödül olarak taş kesilmeyi talep edenlerden, karşılarındakini ceza olarak taşa dönüştürmesini isteyen “inançlı insanların” üzerine kuruludur bu efsaneler.

Anlatılan bir çok efsanenin o yörede efsaneye uygun bir coğrafi karşılığı da vardır. Anadolu’nun en kuzey noktası Sinop’un, Boyabat ilçesi bu efsanelerin hem öykü hem de görsel olarak en güzellerinden birine sahiptir. Bilinen tarihi M.Ö 1400’lü yıllara dayanan Boyabat’ta, ona yakın medeniyet kurulmuştur. İlçenin en yüksek noktasında M.Ö. 7. yüzyılda Paflagonya’lılar tarafından yaptırılan bir kale, bugün bile tüm ihtişamı ile ayakta durmaktadır. Kaleye doğru baktığınızda birbirinden ayrı iki tepe görülür. Bu tepelerin birinin üzerinde kale, diğerinin üzerinde efsaneye adını veren “Kırkızlar Kayası” bulunmaktadır. “Efsaneye göre bir zamanlar bu iki tepe bitişikmiş. Zamanın birinde bu tepenin üzerinde yer alan kaleye düşmanlar saldırmış. Kale komutanı, düşmanın çokluğu karşısında genç yaşlı, kadın erkek herkesi kalenin savunması için çağırmış. Sayıca çok olan düşman karşısında topyekün olsalar da yenileceklerini anlayan kale komutanı belinden kılıcını çekip, “Yaratan’a” sığınıp var gücü ile kayanın orta yerine vurmuş. Efsane bu ya, kaya o anda ortadan ikiye ayrılmış ve arasından bir çay akmaya başlamış. Yalnız komutan kılıcı kayaya vurduğu sırada diğer tarafta düşmana karşı duran 40 tane kız varmış. Kızlar bakmışlar ki, bir yanda düşman diğer yanda uçurum yani kurtuluş şansları hiç yok. Hep beraber açmışlar ellerini ve başlamışlar Allah’a yalvarmaya; “Allah’ım, bizi ya taş yap vatanımıza siper et, ya da kuş yap kaleye uçur.” Dilekleri kabul olan kızlar bir anda taş olmuşlar. O günden bu yana kalenin karşısındaki tepenin adı da “Kırkkızlar” olmuş.

Karşıdan baktığınızda vadinin iki tarafında kılıç izlerine benzeyen izleri ve gökyüzüne yakarırcasına duran kaya siluetlerini görürsünüz. Kırk kızın taş kesilmesi efsanesi farklı şekillerde, Ordu’da, Tokat’ta da anlatılmaktadır. Adına modern çağ dediğimiz ve her şeyi neden sonuç ilişkisi içerisinde açıklamak zorunda hissettiğimiz günümüzde bu ve benzeri efsanelere dudak bükülmektedir. Efsanelerin “değerler eğitimi” adına önemi yeni yeni ortaya çıkmaktadır. Kıkrkızlar efsanesindeki öz nokta olan “taş kesilme” durumu her ne kadar inandırıcı olmasa da, bu durumu ortaya çıkaran “vatan sevgisi, namus, Allah inancı, kadının toplumsal değeri, kılıcın ifade ettiği adalet” kavramları adına örnek teşkil edecek bir edebi durumdur.Kendini, toplumun genelinden daha değerli görüp, birey kavramını kutsamaya çalışanlara verilecek cevapları yine bu topraklar kendi kültürel değerleri arasında barındırmaktadır.

İngilizler, kültür hakimiyetleri için efsanevi kılıçları Excalibur ve Kral Arthur’u her mecrada dile getirirken, bizim kendi efsanelerimizi bir an önce hak ettiği yere taşımamız gerekmektedir.

Kaynak: Güneş.com

Tarih:20 01 2018 21:45(4338) Facebook'ta Paylaş


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

17 Kasım Dünya Akciğer Kanseri Farkındalık Günü


Sıladan Mektup Var-2


Bu diyanet işleri başkanına karşı Anadolu fetvası verilmesi lazım


Yalnız Kendi Başın mı Dertli Sanırsın


10 Kasım’a Kadar Değil…. Son Kasım’a Kadar….


Sehven Bile Olsa Oy Yok


Osman Çakır'dan Taziye Mesajı


Siyaset Kazanı Yerel Seçim - Kasım 2018


Şahin Pasta ve Simit Sarayı'ndan Enflasyonla Mücadele


Yazarımız Avukat Prof. Dr. Nurullah Aydın'ı Kaybettik


Boyabat Barajı ve Çevresinden Fotoğraflar


2014 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Sonuna kadar okuyun ve yazının başlığını siz atın!


Boyabat Gazetesi'ne ASİLDER'den Ziyaret


Şehit Sadık Aparangil'in Hanımı Fatma Aparangil Ağlattı


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


Döndü Hanım


İbretle Okuyunuz!


Boğazda Can Pazarı


Zamanım!


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Kasım ayı ziyaretci sayısı:540394 DtGaNi

* ANASAYFA *