E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Bir Daha Ağlayamadım

Ağlamak, insana verilmiş değerli bir özellik. En sıkıntılı anlarını bazen ağlayarak atlatabilmek, rahatlamak. Bu ne kadar güzel bir şey. Çocuklar için de en güzel anlardan birisidir ağlamak. Onun içindir belki de doğarken ağlamak. Hem de canının istediği şekilde, istediği kadar ağlayabilmek. Bunu bilen insan oğlu en yakınındakilerin göğsüne yaslanarak ağlamasını huzurla dinler. Hele ağlayan bir çocuksa. Hiç kimse de çocuk niye ağlıyor diye eleştirmez. Bazen kızar geçer.

Hikayemize konu olan öğrenci de şöyle anlatıyordu, içinden geçen duygularını:

-Bende çocukluğumu, her çocuk gibi gerektiğinde ağlayarak geçirdim. Bende herkes gibi sevindim, bende yeri geldi üzüldüm. Sevincimi de üzüntülerimi de arkadaşlarımla paylaştım. Hem sevincimi gülerek paylaştığım gibi üzüntülerimi, yeri geldiğinde ağlayarak anlattım. Bazen de üzüntülerimi olduğu gibi sevincimi de ağlayarak gösterdim. Çünkü mutluluklarımı ve üzüntülerimi çevremdeki insanlarla paylaştım. Onun için demişler:

“Üzüntüler paylaşılarak azalır, mutluluklar ise paylaşarak çoğalır.”

İşte bu hikayemizde ağlamayı unutan, istediği halde ağlayamayan bir çocuğun dünyasına götüreceğim. Belkide sizde bu üzüntüleri yaşadınız. Ya da bu hikayede yaşananlar, sizi etkileyecek ve duygulandıracaktır.

Devlet, şartların zorluğundan okuma imkanı bulanmayan çocukların eğitim hakkını kullanabilmesi için yatılı okullar açmıştı. Bu okulları ülkenin dört bir tarafında açması ne güzel bir şeydi. O minik çocuklar, devletin koruyuculuğunda, buralarda eğitim almak için ailelerinden ayrılarak bu okullara gitmek zorunda kalıyordu. Bu durum o çocuklar için elbette zordu ama sonucu önemli ve anlamlıydı. Bu zor geçen günler o çocuğun geleceğini kurtarabiliyordu. Bu güzellikleri bozmaya, kirletmeye çalışanlar da oluyordu. Öyleyse bu zorluğu yaşayan Celal adlı çocuğun hikayesine geçelim.

Celal ilkokulu bitirmişti. O bölgenin başarılı çocukları gibi hak kazandığı yatılı okulda okumak için, kazandığı okula geldi. Heyecanlıydı ve karmaşık duygular içindeydi. Korksun mu sevinsin mi bilememişti. Yatılı okulda okumak için bulunduğu ilden başka bir ile gitmişti. Bu okula da yalnız gelebilecek yaşta değildi daha. Bu götürme işini de ağabeyi üslenmişti. O da çocuktu. Ama bu yükümlülüğü taşımaktan çekinmemişti. Bindikleri minibüsle üç dört saat süren bir yolculuktan sonra okulun bulunduğu yere gelmişleri. Okul şehir dışında bir köyün yanında kırsal arazinin ortasında kurulmuş yerdi. Burası bildiği okul kavramına da pek uymamıştı. Bir çok binanın olduğu, sanki bir parkın içinde yer alan binaların, yolların birbirine bağladığı binalar, güzel görünmüştü, Celal’e. Bu son gelişi ile işte Celal’i ağabeyi bu ilk defa gördüğü yatılı okula bırakarak, geriye memlekete dönmüştü. Giderken ağabeyinin geriye dönerek kendisine baktığını ve el salladığını hafızasına kazımıştı. Acaba bir daha ne zaman görebilecekti.

Celal ağabeyinin gidişine bakakalmıştı. O gözden kaybolunca, etrafı süzmeye başladı. Güneş iyice batı yayatmıştı. Akşamın izlerinin göründüğü bir vakitti. Koskoca okulda yapayalnız kalmıştı. Katlanmak…

Ağabeyi gittikten sonra artık yapacak bir şeyin kalmadığına kanaat getiren Celal yatakhaneye doğru ilerledi. Dış kapıdan girerek, yatağının olduğu koğuşu tekrar buldu ve kanatsız kapıdan içeri girdi. Okula gelince ağabeyi ile bu kocaman binadan içeri girerek koğuşunu bulmuşlardı, gezerek bu binayı da tanımaya çalışmışlardı. Burası o zamana kadar gördüğü en büyük binaydı. Ana kapıdan girerek, koğuşun olduğu kata çıktı. Uzun koridorda yürüyerek koğuşu buldu. Sıralanmış ne kadar çok koğuş vardı.

Yatağının olduğu koğuştan içeri girince, hemen sola dönerek, ilk çift katlı ranzanın yanına gitti. Koğuş girişlerinde kapı yoktu bu da ilginçti. Yatağı bu çiftli ranzanın altındaki yataktı. Yatağının üzerine oturdu. Burayı ilk gece hazır bulmuştum. Ondan önce gelen öğrenciler koğuşu doldurmuştu. İçeride bayağı öğrenci vardı. Ürkek bir şekilde yatağının üzerine ilişti. Yatağın üzerinde otururken ne yapacağını düşünüyordu. İlk defa böyle bir ortamda bulunuyordu. Gece olduğuna göre herhalde yatılacaktık. Koğuşta şöyle bir göz gerdirdi. Koğuş hareketliydi. Bazıları oturuyor, bazıları gezeliyor, bazıları da üzerini değiştirmek, soyunup giyinmek için uğraşıyordu. Benim gibi kararsızlarda oturup duruyordu. Birkaç kişide yataklarında battaniyenin altına girmiş yatıyordu. Birbiriyle konuşanların sesleri de geliyordu.Konuşmaları duyuyordu Celal, ama kendisine bir şey ifade etmiyordu. Konular onun için anlamsız sözlerdi. Halbuki içinde fırtınalar kopuyordu. Oturduğu yerde öylece düşünüyordu…

Celal böyle oturduğu yerde etrafı gözlerken, okulda ilk tanıştığı öğrenci “Satılmış” yanına kadar gelmişti. Biraz onunla konuştular.

-Ne yapıyorsun? Diye sordu, Satılmış.

-Valla ne yapacağımı bilmiyorum. Biraz sonra yatarım belki, ama uykum da gelmiyor. Onun için oturuyorum. Çevreme bakınıp duruyorum. Tanıdık olmayınca birşeyde konuşulmuyor. İyi ki sen geldin. Bayağı sıkılmıştım.

Satılmış:

-Benim burada tanıdıklarım var. Bunların bazıları bizim köylü . Ben onlarla ta köyden tanıştığım için daha rahat konuşuyoruz. Şimdi yine onların yanına gideceğim.

Celal’in bildiği kadarıyla burada kendi köyünden kimse yoktu. Olsaydı şimdiye kadar yanına bir gelen olurdu. Konuşacak bir şey bulamayınca Satılmış sıkıldığını belli ediyordu. Biraz daha böyle oturunca:

-Ben bizimkilerin yanına gidiyorum. Deyip gitti.

Celal’in burada Satılmış’tan başka tanıdığı kimse yoktu. Onun içinde başka kimseyle henüz konuşma fırsatıda olmamıştı.

Oturduğu yerden yavaşça ayağa kalktı. Dolabının yanına gitti. Dolaptan çantasını alarak yatağına geri geldi. Çantasını öylesine inceledi, yavaşça yatağın üzerine koydu. Yavaşça çantasının ağzını açtı, içindekileri aktardı, dönderdi, neyi var neyi yolsa baktı. Çok bir eşyası da yoktu. Üzerinde şimdi bir takım elbisesi vardı. Bu takımıda buraya gelirken yeni almışlardı. Celal’in daha önceden hiç elbisesi olmamıştı. Kasabada ne bulursak giyiyorlardı. Bu ilk elbisesi ona çok yadırgayıcı, değişik ve çok değerli gelmişti. Çantada olanlara dışarı çıkararak tek tek baktı. Kazak, gömlek, iç çamaşırları vardı. Bir tane de kravat konulmuştu. Birde yeni alınmış pijama takımı vardı. Onlarıda dışarı çıkarmıştı. Üzerindekileri yavaş yavaş soyunarak çıkardı. Çıkardıklarını da dolaba yerleştirdi. Farkında değildi ama, hareketlerinin ne kadar yavaş olduğunu dahi ssediyordu. Pijamalarını giydi. İlk defa çantadaki terlikleri çıkardı ve onları da yere bırakarak ayağına giydi. Çantasından çıkardıklarını da boş kalan çantasını da dolaba yerleştirdi. Yatağının başına kadar geldi. Şöyle eliyle üzerindeki çamaşırlarını sıvazlayarak kendini inceledi. Beğenmişti.

Dışarı koridora çıkarak ilk rastladığı öğrenciye:

-Arkadaşım, tuvalet nerede biliyor musun?

-Bilmiyorum ama buluruz. Bende oraya gidiyorum. Gel beraber gidelim.

O da buraya belli ki yeni gelen öğrencilerdendi:

Tanıdığı biriside değildi. O arkadaşa takılarak tuvalete kadar gittiler. İçeride bir çok tuvalet kabini vardı. İçerde öğrenci de çoktu. Bakındı, açık kapı yoktu. Geldiği kasabadan böyle kabinleri kullanmayı biliyordu. Kapıları tıklayarak boş olan bir kabin bulmaya çalıştı. Rastladığı ilk boş kabine girdi, kapısını kapattı. İhtiyacını giderdikten sonra çıktı, lavaboların yanına gitti. Ellerini ve ayaklarını yıkadı. Bunlar buraya gelmeden önce evdeyken de yaptığı işlerdendi. Tekrar koğuşa döndü. Battaniyeyi açtı. Terliklerini ranzanın altına iterek koydu. Yatağın içine girdi. Sağ tarafı duvardı. Solun da, aralık olan boşluğun ötesinde başka bir ranza daha var. Koğuşun içinde çift katlı ranzalar sıralanmıştı. Onun yattığı ranzanın üstünde başka bir öğrenci daha vardı. O da ondan sonra gelerek, ranzaya basıp üst kattaki kendi yatağına çıktı. Celal sadece seyrediyordu. Aralarında hiçbir konuşma olmamıştı.

Bütün ranzaların yanında öğrenciler vardı. İçeride her taraftan hafiften bir uğultu sesi geliyordu. Sesler birbirine karıştığı için konuşmalar anlaşılmıyordu. Sadece bir uğultu vardı. O seste insanı tedirgin edecek şekilde duyuluyordu.

Bazı ranzaların yanında öğrenciler kümelenmiş, birbirini tanıyanlar yada yeni tanışanlar yatmaya hazırlanmak için uğraşıyorlardı.

Celal battaniyesini açarak içine girdi, duvar kısmına arkasını döndü, kafasını yastığa koydu, battaniyeyi üzerine çekti. Bakınırken karşı ranzada kendisi gibi bir öğrencinin yattığını gördü. Battaniyeyi ağzının hizasına kadar çekmiş, öylece yatıyordu. Pek sesini duymamıştı. Fakat yattığı yerden, yakından bakınca o öğrencinin içini çekerek ağladığını gördü. Bu durum ona çok garip gelmişti. Çocuk içini çekerek bayağı ağlıyordu. Sesini dışarıya duyurmamaya çalıştığı, battaniyeyi ağzına kadar çekmesinden anlaşılıyordu. Fakat ne kadar uğraşsa da ağladığını saklayamamıştı. Yakından bakıldığında ağladığı anlaşılıyordu. Belli ki o da yeni gelmiş, onu da birileri bırakıp gitmişti. Belki de ailesinden ilk ayrılmasıydı.

Celal’inde ailesinden ayrı kaldığı ilk geceydi. Onun da karşısında ağlayanı görmesiyle içi göynümüştü. Nerdeyse ağlayacaktı. Gözleri dolmuştu. Ağlamaması gerektiğini düşünerek hemen ters tarafa döndü. Ağlayan çocuğa bakarsa kesin ağlayacağını anlamıştı. Ağlamamak için kendini zorladı. Ağlamamak zorunda olduğunu biliyordu. Zaman zaman köyünde yaylalarına gittiğinde de yalnız kaldığı günler olmuştu. Orada ağladığıda olmuştu. Öylede olsa yanında aileden birileri oluyordu. Burada kimsesi yoktu. Onun için ağlamamalıydı. Uzun süre duvara bakarak uyumaya çalıştı. Ağlamamayı da başarmıştı. Ama gözlerinin acıdığını hissediyordu. Geri döndü, ağlayan arkadaşa bir daha baktı. Oda sakin görünüyordu. Konuşmadan birbirlerine bakıyorlardı. Celal biraz gülümseyerek tekrar sağına döndü. Günün yorgunluğunun etkisinden olacak ki uyuyakalmıştı. Daha doğrusu sızmıştı. Sabahleyin uyandığında dişleri sızlıyordu. Belki de geceboyu ağlamamak için uğraşmıştı. Başında hafif bir ağrı vardı. Bu ağlayamamanın sıkıntısıydı. Ondan sonra da birçok sıkıntı ve üzüntülü günler geçirse de yıllarca ağlayamamıştı. İstese de ağlayamıyordu. Sanki ağlama yetisini kaybetmişti. Sadece gözleri kızarırdı. Ne yapacaktı ki, uyumak zorundaydı. Türlü düşünceler aklında, çeşitli hayallerle uyumaya çalıştı. Uyudu da…

O günden sonrada yatarken böyle yaptı. Gurbetteki ilk gecesinde yatakta dönerek uyumaya çalıştı. Öyle derin bir uyku uyuyamadı. Uyur uyanık sabahladı. O gece uyuduğu gibi yıllarca battaniyeyi başına çekti uyudu uyudu…

Başkan Dayı

Tarih:06 02 2018 17:53(1187) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Darbenin Kötü Kokuları Devam Ediyor


Fitness Club’tan 23 Nisan’a özel %23 indirim fırsatı...


24 Haziran, ülke ekonomisinin iflasından kaçış seçimidir !


İbretle Okuyunuz!


Erfelek'te Öğretmenlere Vefa


Derman Senin Olsun Derdi Bölüşek


Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir?


Sosyal Alanlar, Muhbirler


Gel Vatandaş Gel !.....


Sinop İli 2016 Yılı Vergi Rekortmenleri


Karınca'dan mektup var


Şimdi de yeni başlayanlar için Bozkurt kılavuzu


Osman Çakır’dan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı


Boğazda Can Pazarı


Bağlıca Köyü'nden Görüntüler


Yanık Yüzbaşı


Zamanım!


Rıza Mor'u Aramızdan Ayrılışının 2. Yılında Rahmetle Anıyoruz


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (16 Nisan 2017)


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Nisan ayı ziyaretci sayısı:963465 DtGaNi

* ANASAYFA *