E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Görünen Köyü Tarif Etti

Yıllar içinde insan bir mücadelenin içinde vakit geçiriyordu. Yaş ilerleyip sınıf büyüdükçe, insanın düşünceleri merakları ve beklentileri de büyüyordu. Belli süre sonunda insan yapacağı mesleği öğreniyor ve bu mesleğini yapabilmek için bir takım beklentilere giriyordu. Sonunda da belki bilerek belki bilmeden, belki severek, belki istemeden bu mesleğine başlamak için bir yerlerden bir yerlere yolculuk yapıyordu.

Kazım’da eğitimimi tamamlayarak öğretmen olmayı hak etmişti. Türlü zorluklar sonucunda nihayet eğitim sürecini bitirmişti. Öğretmen olmuştu, heyecanla atanmasını beklerken, İlk defa yeterlilik sınavının olduğunu öğrendi. Yapılan yeterlilik sınavı sonucunda artık öğretmenlik yapma şansını yakalamıştı. Anadolu’nun ortalarında bir yerde, kasabadan elli kilometre uzaklıkta bir köye tayini çıkmıştı. Atandığını haber alır almaz biricik çantasını alarak, göreve başlamak için atandığı o ile hareket etti. Her zamanki gibi yalnızdı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne giderek, göreve başlama yazısını yazdı.

“Atandığım Boztepe Köyü İlkokulunda görevime başlamak istiyorum.

Gereğini bilgilerinize arz ederim.”

Bildirilen adresteki ilçeye gitti. Heyecanlı ve bir o kadarda gururlu bir şekilde, merdivenleri çıkarak, Kaymakamlıktaki İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün kapısından içeri girdi. Bir odaya girerek kendisini tanıttı. Ne yapması gerektiğini öğrendi ve yapılacakları yerine getirdi.

Müdürlükteki memurların:

-Hayırlı olsun öğretmenim, demeleri onu çok gururlandırmıştı. İlk defa öğretmenim sözünü duyunca, bir tuhaf olmuştu. Evet gururlanmıştı. Çünkü ona öğretmenim demişlerdi. Ona :

-Öğretmenim on beş gün izin hakkınızı kullanabilirsiniz, diyorlardı.

İzin falan istemiyordu. Zaten uzun zaman beklemişti.

- Ben hemen görevime başlamak istiyorum, dedi.

Müdürlükten ayrılarak atandığı köyün minibüsünü buldu. O da atandığı köyün yakınındaki başka bir köye kadar gidiyordu. Atandığı köye kadar gidecek araba yoktu.

Nasıl olsa minibüs gideceği köyün üç kilometre yakınındaki başka bir köye kadar gidiyordu. O minibüse binerek yola çıktı. İki saate yakın bir yolculuktan sonra arabanın son durağı olan köye vardı. Minibüs son durak diyerek durmuştu. Şimdi okulunun bulunduğu Boztepe köyüne gidecekti.

Minibüsten indiği yer köyün alt tarafıydı, hemen köyün girişiydi. Minibüsten indiği yerin karşısında, geldiği yolun hemen kenarındaydı bu okul. Karşısında da mezarlık vardı. Köy artık buradan itibaren başlıyordu. İndiği yerde etrafı kolaçan etti. Gideceği köyü öğrenip yola çıkmak istiyordu. Orada olanlara sordu:

-Ben Boztepe köyüne gideceğim. Nasıl gidebilirim?

Tarif ettiklerine göre; atandığı köye gidebilmek için mezarlıkla okulun arasından geçerek geldiği yola doğru biraz geri gitmesi ve oradan sola dönen yola düşmesi gerekiyordu. Gideceği köyü de göstermişlerdi Kazım’a. Evet gideceği köy görünüyordu. Söylediklerine göre üç kilometrelik yolu kalmıştı. Görünen köye gideceği yolda tamamen görünüyordu ve o tarafa giden başka yolda yoktu.

Arabadan mezarlığın yanında inmişlerdi. Kazım etrafını incelediğinde, okulu ve okuldan çıkmış yol boyunca giden öğrencileri gördü. Kazım’da okulun bahçesine doğru yürüdü.

Okulun önü öğrencilerle kalabalıktı. Öğrencilerin bir kısmı okul bahçesinden ayrılmışlar, köye doğru gidiyorlar, aralarında şakalaşarak yol boyu devam ediyorlardı. Böylece özgürlüğün tadını alıyorlardı. Öğrencilerin bir kısmı da hala okulun bahçesinde oyun oynuyordu. Okulun lojmanı olduğunu tahmin ettiği binanın önünde bir kişi dikiliyordu. Giyiminden öğretmen olduğu anlaşılıyordu. Onun az ilerisinde de okul binasının önünde bir araba görünüyordu. O öğretmeni görünce sevinmişti Kazım. İçinden belki bana yardım eder diye düşündü. Arabayı görünce daha da umutlanmıştı. Okulun yanına kadar gitmeyi düşündü. Hemen arkada da yine giyiminden belli olan bir bayan öğretmen vardı. Onların yanına doğru yürüdü, erkek olanın yanına gitti. Selamlaştıktan sonra kendini tanıttı:

-Selamünaleyküm.

-Aleykümselam.

Selamlaştıktan sonra kendimi tanıttı:

-Ben Boztepe köyüne yeni atanan öğretmenim. Göreve başlamak için geldim.

-Ben de Enver . Bu okulun öğretmeniyim.

-Ben Boztepe köyüne gideceğim. Oraya nasıl gidebilirim?

Allahın bildiğini kuldan saklayacak değildi Kazım. Onun öğretmen olmasından dolayı bir umut sarmıştı içini. Öğretmen olduğu için ondan yardım bekliyordu. Şimdi kendisi de öğretmendi artık. Fakat şimdi yalnızdı. Buraların yabancısı olduğu için ona sığınmıştı.

-Hoş geldiniz. Hayırlı olsun.

Öğretmen, Kazım’la tokalaştığı elini çekerek, karşı tepede görünen köyü gösterdi. Şu görünen köy Boztepe. Sizin oraya gitmeniz gerekiyor.

-Nasıl gidebilirim?

-Şu geldiğin yoldan geriye doğru biraz yürü. Mezarlığın altından sola dön, yoldan aşağıya doğru dereye kadar git. Oradan dereye inince yol yine ikiye ayrılır. Sen sağa dön, girdiğin yola doğru devam et. Köyü kolayca bulursun.Tekrar köyü göstererek:

-Görüyorsun işte şu görünen yer Boztepe.

Öğretmen Kazım’a görünen köyün, görünen yolunu tarif etmişti. Kazım şaşırmıştı, ama diyecek bir şeyde kalmamıştı. Başka bir şey diyemeden :

-Teşekkür ederim! Diyerek yola düştü.

Arabadan inip de karşısında bir okul ve öğretmenlerini görünce sevinmişti. Şimdi bu umutta kalmamıştı. Mecburen yola yürüyerek devam edecekti. Yapacak başka hiçbir şeyi yoktu. Vakit akşam olmak üzereydi. Geri gitme şansı da yoktu. Nereye gidecekti ki. İndiği yer son duraktı ve geri giden başka arabanın olmadığını da öğrenmişti. Sadece adını bildiği, görev yeri olan köye gitmekten başka çaresi yoktu. Küçük çantası sırtında, geldiği yoldan geri dönerek mezarlığın altından sağa dönen yola girdi. Oradan aşağı giderek derede ikiye ayrılan yol ayrımına kadar indi. Oradan sağa dönerek gideceği köyün yoluna girdi. Köy zaten karşısındaydı. Şimdi iki köyün arasında bozkırda tek başına yürüyordu. İki köy karşılıklı iki tepede kuruluydu. Köyler birbirini rahatlıkla görüyordu. İki köyün tam ortasından dere uzayıp gidiyordu. Derenin iki tarafı tarlalarla kaplıydı. Tarlalarda ekinler daha yeni bitmeye başlamıştı. Araziler azda olsa yeşermeye yüz tutmuştu.

Kazım çantası sırtında arazilerin ortasından dereye yakın ve dere boyunca yürüyordu. Yol boyunca giderken de kendi kendine konuşuyordu:

“Ben sanki körüm. Zaten köyü görüyorum. Mecburen o köye gideceğim. Ben senden yardım bekliyorum. Anlasana be adam. Diyerek yürüyordu.“

Kendi kendine konuşarak giderken sağı solu da kontrol etmekten geri kalmıyordu. Arabadan ineli beri bu yola ara ara bakıyordu. Belki başka giden insan görürdü. Belki onlara katılarak oda köye kadar, en azından korkmadan yürürdü. Fakat epey yol yürümesine rağmen gelen giden kimseye rastlamadı.

Burası ilk defa yürüdüğü yoldu. Hem konuşuyor, hem etrafı gözüyle kol açan ediyor, hem de çaresiz gidiyordu. Yolu yarılamak üzereydi. Sıkıntısı büyüktü. Onu karşı köyden bekleyen kimse yoktu ki…

Karşıki köyden onun geleceğini bilen yoktu ki bekleyen olsun. Bu şekilde çantası sırtında yürüyordu. Korkuyordu. Neyle karşılaşacağını da bilmediği için merakla yürüyordu, Bu köye ilk defa gidiyordu zaten. Daha çok ta köpeklerden korkuyordu. Dur git diyene kadar köpekler onu ısırırdı. Akşam olmak üzereydi. Köyün davar sürüleri köye dönüyordu. Kazım yürüdükçe köye yaklaşıyor ve bu akşam saatindeki köyün telaşesini görüyor, gürültüleri duyuyordu. Elbette ki kendisini bekleyen tehlikeleri de görüyordu. Fakat gitmek zorundaydı. Akşam yaklaşırken bozkırın ortasında yalnız başına yürüyordu. Ah yalnızlık…

İçinden yinede umudunu yitirme diyordu kendine. Şimdi en büyük tesellisi de bu umuttu zaten.

“Yürü bakalım Kazım. Bakalım mevlam neyler, neylerse güzel eyler.” Diyerek yürümeye devam etti. Artık Allaha sığınmıştı. Şu saatte bozkırın ortasında yalnızdı ve burada kaybolsa onu arayacak kimse de yoktu. Ailesi şu anda nerede olduğunu bilmiyordu ki. Gideceği yerde bekleyen de yoktu. İşte şimdi Allah’ıyla baş başaydı. Düşünerek giderken peşinden gelen bir arabanın sesini duydu. Arabanın sesi gittikçe arttı ve yanına kadar geldi. Arabanın sesini duyunca sevinmişti. Belki beni köye kadar alır diye geçirdi içinden. Biran sevinç duyduğunu hissetti, fakat bu sevinçte uzun sürmeyebilirdi. Yürürken kulağı arkadaydı. Fakat geri bakmıyordu, beklentisini belli etmemeye çalışıyordu..

Gelen araba tam yanında durdu. Döndü baktı. Demin konuştuğu öğretmendi. Göz göze gelmişlerdi. Bu bir anlık bakışta ne derin anlatımlar saklıydı…

Öğretmen arabanın camını açıp ona bakarken gülüyordu:

-Bin hocam bin, bende o köye gitmeye karar verdim. Çoktandır oraya gitmedim. Bende akşam muhtarda biraz otururum. Sen bahane olursun hiç olmazsa.

Kazım arabanın arkasından öbür tarafa dolanarak naz etmeden arabaya bindi. Böylece selamlaşarak tekrar tanışmış oldular.

Kazım arabaya binip biraz ilerleyince merakını yenemedi ve:

-Hocam, merakımı bağışla. Ben yanınıza geldiğimde neden söylemediniz de peşimden geldiniz?

-Bunu tanışınca eşime, Hoca Hanıma sorarsınız artık.

Zaten köye de köye yaklaşmıştık. Dereyi geçerek devam ettiler. Köye yaklaşırken koyun sürüsü ile karşılaştılar. Koyun sürüsü kalabalıktı ve yolu kapatmıştı. Davar köpekleri arabaya doğru saldırdılar. Kazım içinden:

-Korktuğum kadar varmış. Ben şimdi yalnız olsam bu köpekler bana saldıracaktı. Allah’ım sana şükürler olsun, diyerek biraz olsun ferahlamıştı. Şimdi bu öğretmeni daha çok sevmişti. Şimdi bir arabanın içindeydi. Ne büyük bir sıkıntıdan kurtulduğunu şimdi daha iyi anlamıştı. Öğretmen bu köyü de anlaşılan iyi tanıyordu. Çobana:

-Bekir şu köpeklerine sahip çık. Bizi yiyecekler.

-Korkmayın hocam! Bir şey yapmazlar.

Halbuki korkmamak elde değildi. Şimdi dışarıda olma ihtimalini düşünerek, ürpermişti, Kazım.

Köpeklerden kurtulunca, doğruca köy muhtarının evine kadar gittiler. Öğretmen şaşırmadan arabayla bir evin bahçesine kadar girmiştik. Avluda iki kişi dikiliyordu.

Arabadan indiler.

-Selamünaleyküm muhtar.

-Aleykümselam hocam. Hoş geldiniz.

-Hoş bulduk muhtarım. Müjdemi isterim. Bak size öğretmeninizi getirdim.

-Sağ olun hocam bu iyi oldu işte. Kaç aydır bizim okul kapalıydı. Hiç olmazsa okulumuz açılır.

Muhtar, Kazım’a elini uzatarak:

-Hocam sizde hoş geldiniz. Size de bize de hayırlı olsun.Sizi görünce sevindik.

Dikilen, öğretmenin dediği gibi bu köyün muhtarıydı.

Esas sevinen Kazımdı. Sabah memleketinden çıkarak buraya kadar gelmişti. Ve şimdi hava kararmıştı ve Kazım yeni köyünde muhtarın yanındaydı. Söylenecek çok şey vardı…

Tarih:14 02 2018 22:15(2271) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Fitness Club Geleneksel Bayram İndirim başlıyor!


Sinop Emniyeti Kurban Bayramı Öncesi Uyardı


Mesele Dolar Artışı Değil Arkadaş - Öz Eleştiri Zamanı


15 Temmuz Öncesi Sonrası


Vatandaş, dövizi dış güçlerin ve ABD’nin yükselttiğine inanmıyor!


Çok Mu Zor?


Delege savaşları


İmar Barışı üzerine bir değerlendirme


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


2018 Boyabat Genel Seçim Sonuçları (24 Haziran 2018)


Azmin Zaferi İnandık ve Kazandık


Sinop MHP diyor


1 Haziran Ulusal Fenilketonüri Günü


Döndü Hanım


Osmanlı Devleti'nde Milletvekili Olma Kriterleri


İbretle Okuyunuz!


Boğazda Can Pazarı


Bağlıca Köyü'nden Görüntüler


Zamanım!


Rıza Mor'u Aramızdan Ayrılışının 2. Yılında Rahmetle Anıyoruz


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Agustos ayı ziyaretci sayısı:648705 DtGaNi

* ANASAYFA *