E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Aydın Doğan

Sene 1994…
İzmir'den İstanbul'a gelmişim.
Milliyet'e.
Patron, Aydın Doğan.

*

Doğrusu, Milliyet olmuş, Hürriyet olmuş, pek farketmezdi.
Çalıştığım yerlere tutkuyla bağlı olduğum söylenemez.
Kurumlara aidiyetim sıfırdır.
Namusumuzla çalışacağız… Neticede kazık çakacak halimiz yok. Ya kovulacağız, ya başka yere transfer olacağız, hep böyledir, en azından benim açımdan hep böyledir.
Dolayısıyla, piyasadaki tüm medya patronlarıyla çalıştım, Aydın Doğan'ın da benim nazarımda diğerlerinden farkı yoktu, patron patrondu, nikah kıyacak değiliz, çalışırız, ayrılırız, hepsi buydu.

*

Neyse, yazı işleri müdürüydüm.
O zamanlar köşe yazmıyordum, birinci sayfanın spotlarını yazıyordum.
Bismillah, üç gün geçti geçmedi, binayı taradılar iyi mi!
O günkü Milliyet binası, bugünkü Hürriyet'in binası, kavanoz gibi, komple cam, güya kurşun geçirmez diye efsane var ama, hikaye, tül perdeyi geçer gibi geçti mermiler… Yanlış hatırlamıyorsam, dört veya beş el sıkılmıştı, uzun namlulu silahtı, tem'den geçerken otomobili durdurup ateş etmişler, topuklamışlardı.
Sadece camlar delinmişti, tesadüfen kimseye zarar gelmemişti ama, panik yaşanmıştı. Herkes bahçeye fırladı. Televizyonların kameraları geldi, röportajlar falan, iki üç saat sonra hayat normale döndü, yeniden içeri girdik, klavyenin başına geçtik, çalıştık.
“Yıldıramazsınız korkutamazsınız” filan, klasik cümlelerle attık tuttuk, sayfayı bağladık, baskıya gönderdik.

*

Gece saat 22 civarıydı. İşim anca bitti. Yorgunum, evime gideceğim.
Çıktım ön kapıdan, bahçede cıgara tüttürerek otoparka yürüyorum.
Hava karanlık.
O da ne?
Biri var orada!
Yüzünü binaya dönmüş, ellerini dua eder gibi açmış, öylece dikiliyor.
Yaklaştım.
İnsan kaynaklarında çalışan bir ağabeyimizdi.
Yanılmamışım, hakikaten mırıl mırıl dua ediyordu.
Bekledim yanında, okumayı bitirdi, üfledi.
“Hayırdır?” dedim.
Onca gazetede, onca televizyonda çalıştım, hayatımda ilk defa duyduğum bir şeyi söyledi bana…
“Buradan ekmek yiyoruz, kendi evimin penceresine kurşun sıkılmış gibi hissettim, Allah patronu ve gazeteyi korusun diye dua ettim” dedi.

*

Evet… Babıali'de arkasından küfür edilen patronları çok gördük ama, arkasından dua edilen patronu, ilk defa Aydın Doğan'ın gazetesinde gördüm.

*

Vay efendim, eskiden şu konuda yanlış yapmış da, bu konuda hatalı davranmış filan, geçiniz kardeşim… Nasıl bir cendere içinde bulunulduğuna, nasıl yalnız bırakıldığına, nasıl zorlu bir mücadele verildiğine, bizzat şahidim.

*

Gazete denilen kavram, sizin gazeteci sandığınız egosu patlak üç beş köşe yazarından ibaret değildir.
Muhabirinden matbaa işçisine, santralinden arşivine, ulaştırmasından dağıtımına, binlerce isimsiz kahramandan, binlerce aileden oluşur.
Üç bin kişiyi kurtarmak için, bazen mecburen üç kişiden vazgeçilebilir.
Kişisel sıkıntıları abartmamak gerekir.
Gidersin başka yerde yazarsın, olur biter.

*

Ayrıca, gazete denilen kavram, sadece ticari bir ürün değildir.
Sosyal ihtiyaçtır.
Arz-talep dengesini parayla kuramazsın, anca haberle-bilgiyle kurabilirsin.
Halk isterse satın alır, zorla okutamazsın.
İstediğin kadar havuz kur, istediğin kadar yandaş gazete dağıt, istediğin kadar tek sesli hale getir, Pravda bile başaramadı!

*

Hal böyleyken, haksız vergi cezaları kesiliyor, mitinglerde hedef gösteriliyor, yandaş manşetlerde iftiralar atılıyor, gazete binası baskına uğruyor, taşlanıyor, yazarları tehdit ediliyor.
Çünkü…
Senelerdir anlatmaya çalıştığımız, orman yangınıdır bu.
Ne kaplumbağa kaçabilir, ne ceylan kurtulabilir.
Nasıl olsa kanatlarım var zanneder ama, alevler kontrolden çıktıktan sonra kuşların akıbeti bile aynıdır.

*

Bu satırları fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir gazetede, Sözcü'de yazmaktan onur duyuyorum.
Aydın Doğan'ın yanında durmak, yurttaşlık görevidir.
Ya hep birlikte söndüreceğiz, ya hep birlikte yanacağız.
Üçüncü seçenek yoktur.


NOT…
Bu yazıyı üç sene önce yazmıştım, pek kavranamamıştı. Belki bu defa anlaşılır umuduyla tekrar yazıyorum. Kişisel menfaat çatışması nedeniyle, kişisel husumet nedeniyle “oh olsun, olacağı buydu” filan diyen arkadaşları boşverin. Mesleği boyunca broşür bile yönetmemiş tahta kafalı tiplerin, basın ilkeleri üzerine ahkam kesmesinden gına geldi artık… Atatürkçü, yurtsever, demokrat, çok iyi bir aile babası Aydın Doğan'ın tasfiye edilmesi, Doğan Grubu'nun imha edilmesi, Türkiye için çoook çook çok kötü bir gelişmedir. Sadece siyaseten değil, sosyal hayatı, Türkiye'nin yaşam biçimini felç edecek bir gelişmedir. Kuzey Kore'ye ramak var… Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil misali bir kez daha altını çizelim,  Sözcü köprüden önce son çıkıştır.

Kaynak: Sözcü

Tarih:23 03 2018 10:52(3584) Facebook'ta Paylaş


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

17 Kasım Dünya Akciğer Kanseri Farkındalık Günü


Sıladan Mektup Var-2


Bu diyanet işleri başkanına karşı Anadolu fetvası verilmesi lazım


Yalnız Kendi Başın mı Dertli Sanırsın


10 Kasım’a Kadar Değil…. Son Kasım’a Kadar….


Sehven Bile Olsa Oy Yok


Osman Çakır'dan Taziye Mesajı


Siyaset Kazanı Yerel Seçim - Kasım 2018


Şahin Pasta ve Simit Sarayı'ndan Enflasyonla Mücadele


Yazarımız Avukat Prof. Dr. Nurullah Aydın'ı Kaybettik


Boyabat Barajı ve Çevresinden Fotoğraflar


2014 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Sonuna kadar okuyun ve yazının başlığını siz atın!


Boyabat Gazetesi'ne ASİLDER'den Ziyaret


Şehit Sadık Aparangil'in Hanımı Fatma Aparangil Ağlattı


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


Döndü Hanım


İbretle Okuyunuz!


Boğazda Can Pazarı


Zamanım!


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Kasım ayı ziyaretci sayısı:509377 DtGaNi

* ANASAYFA *