E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Sayın T.C. Cumhurbaşkanı adayı İnce; “Sütten dili yanan, yoğurdu üfleyerek yermiş”

2002 yılında Erdoğan, 3 Y, “Yolsuzluk, yasaklar,Yoksulluk, işsizlik benim namusumdur ” diyerek geldi tam tersini yaptı.

Dini bütün, alını secdeye varan, Kuran-ı Kerim okuyan, rabbiyeli Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeyi Ortadoğu bataklığına sürükletti, İşsizlik, yoksulluk, gelir adaletsizliği benim namusum dedi ülke ekonomisini duvara toslattı, işsizlikten, yoksulluktan insanların kendisini yaktığı bir ülke haline getirdi.

Yetti gari, “tamam” artık “sıkıldık”

Sayın Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İNCE, AKP’nin seçim bildirgelerinde olduğu gibi, çok iddialı, ülkenin ufkunu açan, tüketim yerine, üretim diyen “Gelecek Seçim Bildirge’sine bu millet neden inanmaz?

Çünkü;

Erdoğan’dan farkınız, Üniversite diplomanız şaibeli değil, fizik öğretmenisiniz, garibansınız, sihirli yüzüğünüz yok, çakma hadislerle, “Baldız ile evlenmek, rüşvet caizdir, yolsuzluk, hırsızlık mubahtır” fetvası veren İlahiyatçı profların, Man Adası’nda eniştenin, akrabalarının milyon dolarlık hesapları yok.

Bitmedi…

BOP eş başkanı değilsin, CHP’yi ABD, İsrail lobileri kurmadı, terör örgütleri ile masaya oturmadın, teröristleri Habur sınır kapısında davul zurna ile karşılamadın, milletin gözünün içine bakarak, yalan söylemiyorsun, kutsal İslam dinini siyasete alet etmiyorsun…

Bitmedi…

Kuran-ı Kerim’i ezbere okumuyorsun, Cami’de namaz kılarken fotoğrafın yok. Ege’de 18 Türk adasının Yunanistan’ın işgaline göz yummayacaksan bu millet senin vaatlerine nasıl inanarak oy versin?

…..

İşsizin, emeklinin, asgari ücretlinin, çalışan işçinin bir gün dahi kaybedecek zamanı yok. Gençlik yarından ümitsiz.

Üniversite diplomalı, fizik öğretmeni, sosyal demokrat, gariban köylü çocuğu olarak seçim bildirgenizdeki vaatlerinizi nasıl uygulayacaksınız diye size sormazlar mı?

….

2002 yılında ve daha sonraki, genel ve yerel seçimlerinde, Erdoğan’ın uçuk, kaçık, hayali, foto montajlı, uçak fabrikası, Bor madeni ile çalışan yerli otomobil, askeri uçak gemisi gibi vaatlerinizi seçim bildirgeniz de görememiş olmam beni şaşırtmadı.

Fizik öğretmeni, köylü çocuğu, ilkeleri olan sosyal demokrat bir adayın siyaseten de olsa, milleti kandırmak, kendisini kandırmak olduğunun bilincinde olmanız…!

Sayın, T.C. Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İNCE “HER İNSAN KENDİSİNE YAKIŞANI YAPAR” bu millet te, sizden kendinize yakışanı yapmanızı bekliyor.

….

Muharrem İNCE’nin "GELECEK BİLDİRGESİ TAM METNİ

Değerli Vatandaşlarım,

2018 Yılı Mayıs ayının başında, Cumhuriyeti kuran partimden, Cumhurbaşkanı Adaylığı görevini aldım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir:

Türkiye Cumhuriyeti uygarlık rotasından çıkarılmıştır.

16 yıldır iktidarda bulunanların, Türkiye Cumhuriyeti’nin beka sorunu ile karşı karşıya kaldığını itiraf ettikleri bir durumdayız.

Türkiye artık, demokrasiden, hukuk devletinden, insan haklarından, özgürlüklerden söz edilemeyen bir ülke olmuştur.

Halkın, yargı başta olmak üzere devlet kurumlarına inancı kalmamıştır. Yargı bağımlı hale getirilmiş, hukuk devleti ortadan kaldırılmıştır.

İnsanlar ürkek ve sindirilmiş durumdadır. Hiç kimsenin yarın ne olacağına dair bir fikri ve inancı yoktur.

Bizzat Anayasa Mahkemesi üyeleri tarafından Anayasa’sı rafa kaldırılmış, olağan hukuk sistemi emir komuta hukukuna dönüşmüş ve kurumları Kanun Hükmünde Kararnamelerle işlemez hale getirilmiştir.

Hep birlikte yaşadığımız, hep birlikte şahit olduğumuz kaygı verici, varlığımızı tehdit eden bir dönemin içinden geçiyoruz.

Uygulanan siyaset ve yönetim biçimiyle ülkede ve zihinlerde derin tahribatlar yapıldı. Milletimizi bir arada tutan bütün değerleri örselediler.

İçine savrulduğu karmaşadan bunalmış insanlarımız bir damla huzur arıyor, bir çıkış yolu arıyor.

Sadece sözün bittiği yerde değiliz, bir adım sonrası özgürlüğün tamamen sona erdiği yerdir, hakkın hukukun tamamen yok edildiği yerdir.

Ekonomik sıkıntılar ve işsizlik can yakıyor. Sattığı aldığını karşılamayan, sanayisinden, tarımsal üretimine kadar dışa bağımlı, üretmekten çok ithal eden bir ülke konumuna getirildik.

Ekonomi yönetilemez hale gelmiş, işsizlik ve yoksulluk artmış, ülke ve insanlar borç batağına batmış durumdadır. Hiç kimse artık geleceğini öngöremiyor.

Rekabet, şeffaflık ve piyasa mekanizması doğrultusunda çalışması gereken ekonomik sistem terkedilmiş, yandaşlık ve keyfilik esas hale getirilmiştir.

Yürütülen yanlış tarım ve hayvancılık politikaları sonucunda Türkiye kendini besleyemez duruma düşürülmüştür.

Düzenleyici ve denetleyici olması gereken kurumlar bağımlı hale getirilmiş, Devlet yöneticileri ihale takipçisi ve kaynak dağıtıcısı olmuştur.

Basının hali ortada... Birkaç kanal ve birkaç gazete dışında halka doğru bilgi verilmiyor.

Basın özgürlüğü diye bir kavram kalmamış, gazete manşetleri tek merkezden atılır hale gelmiştir.

Gerçekler perdeleniyor. Basın, sansürlenmenin ötesinde, korkudan kendini sansürlüyor. Gerçek gazeteciler delilsiz ve mesnetsiz olarak suçlanıyorlar, hukuksuz biçimde cezalara çarptırılıyorlar.

Yandaş basın ve televizyon kanalları her fırsatta iktidarın borazanlığını yapıyor, besledikleri sosyal medya trolleri 24 saat yalan üretmek ve yaymakla meşguller.

Birbirini dinlemeyen, birbirine güvenmeyen ve birlikte yaşama isteğini kaybeden insanların sayısı gittikçe artıyor. İktidarın kutuplaştırıcı dili her gün daha da artarak zehrini akıtıyor. Barışımızdan, huzurumuzdan ve kardeşliğimizden her gün bir parça daha kopartılıyor.

Yüzyıllardır beraber barış ve huzur içerisinde yaşayan insanlarımız, inanç, mezhep, etnik köken, yaşam biçimi eksenlerinde kutuplaştırılmış ve birbirine tahammül edemez hale getirilmiştir.

En acısı ise, geleceğimizin sahibi olan gençlerimizin çok büyük bir çoğunluğunun bu ülkeden kaçmak için yollar aramasıdır. Geleceğine güvenle bakamayan ve ilk fırsatta kendini yurt dışına atmanın yollarını arayan bir gençlik tablosu, aslında felaketin tablosudur. Üstelik yalnız gençler değil, imkânı olanlar da yurdumuzu terk etmek istiyor.

Yanlış eğitim ve kültür politikaları sonucunda Türkiye uluslararası değerlendirmelerde en alt sıralara düşürülmüştür. İdeolojik saplantılarla durmadan değiştirilen eğitim sistemi nedeniyle, kaliteli eğitim veremeyen okulların ülkesi olduk.

Dış politikada topyekûn bir bozgun dönemi yaşanıyor. Yüz yıllık barışçı ekseninden koparılan dış politika, milli menfaatlerimizi tehlikeye atacak hayallerle ve yalanlarla idare edilmeye çalışılıyor.

Pasaportumuzun Edirne’den öteye değeri yok. Yılların diplomasi geleneği devre dışına çıkarılmış, uluslararası ilişkilerimiz saray koridorlarının heveslerine ve keyfiliğine terkedilmiştir.

Orta-Doğu batağına dibine kadar saplandık. Kendi çocukları bedelli askerlik yaparken Anadolu’nun fakir evlatları vatan mücadelesi veriyor.

Ülkemiz kontrolden çıkmış bir göç politikası sonucunda, gelişmiş ülkelerin dahi kaldıramayacağı 5 milyona yaklaşan bir göçmen sorunu ile karşı karşıya bırakılmıştır.

Uluslararası toplumun artık mizah konusu yaptığı bir “sözde dünya lideri”, her gün, her fırsatta ve her kanalda bağıra çağıra dünyayı tehdit ediyor.

Türkiye herkesle kavga eden bir devlet haline getirilmiş ve yalnızlaştırılmıştır.

Tek partinin, daha doğrusu tek bir adamın kaderiyle özdeş hale getirilmiş bir ülkenin, ne kadar kolay yönlendirileceğini bilen uluslararası güçler, adeta keyifle ellerini ovuşturuyor.

Sömürge ülkelerin özgürlük savaşlarına öncü ve örnek olmuş, “tam bağımsızlık” ilkesiyle yoluna yürümeyi tercih etmiş bir devlet yok artık... Kıtalar ve medeniyetler arasındaki “birleştirici bir köprü” rolü oynayan ülke yok artık...

Türkiye niteliksiz mültecilerin depolandığı “tampon bir ülke” rolüne razı oldu. İtibarı sıfırlanmış, duvarlarla çevrili bir devlete dönüştük ve bunu da “değerli yalnızlık” diye halka yutturmaya çalışıyorlar.

Demokrasiyle hiçbir alakası olmayan çarpık bir bilinçle karşı karşıyayız. Dini her şeye alet eden bir ekibin tahakkümü altındayız. ‘’Hayatta en gerçek yol gösterici’’ olan akıl ve bilimle yollarını ayırmış çarpık bir zihniyet ufkumuzu karartmaktadır.

Düşünce hürriyeti rafa kaldırılmış, tek adamla aynı düşünmeyen herkes hain, terörist veya kökü dışarda diye yaftalanarak, ya tutuklanmakta ya da korkutulup sindirilmektedir. Olağanüstü hal uygulaması olağanlaşmıştır.

Kadınlarımızı perde gerisine iten bir hayat algısı dayatılmaya çalışılıyor.

Sivil toplum kavramını çarpıtarak yeniden dirilttikleri çağdışı anlayışları ve bu anlayışların ürünü olan her türlü sapkınlığı besleyen bir yönetim var.

İnsanımızın huzur içinde yaşama, bugününe ve geleceğine güvenle bakma hakkı elinden alınmaktadır. En temel hakkı olan “yaşam hakkı” tehlikededir. En önemli görevi asayişi ve güvenliği, yani halkın yaşam hakkını korumak olan devlet, artık bu görevini yerine getirememektedir.

Sözün kısası karanlık bir tablo, iç karartıcı bir ülke ve bunalmış bir millet var.

Sonu bilinmeyen karanlık bir yola girmek üzereyiz. Toplum olarak yaşama sevincimizi yitirme noktasına geldik.

Felakete doğru doludizgin giden ülkeyi yönetenler, görülmemiş bir aymazlıkla her şeyi istiyorlar. Geçmişimizi ve birikimlerimizi satmakta, bugünümüzü ve geleceğimizi ipotek altına almaktalar.

Kendilerine ve yandaşlarına rant elde etmek için, her gün yapılan imar düzenlemeleri ile şehirlerimizi, kültürel mirasımızı ve doğal çevremizi tahrip etmekteler.

Sürdürülebilir çevre anlayışı tamamen ortadan kaldırılmış, şehirler beton yığını haline getirilmiş, halkın nefes alabileceği yeşil alanlar talan edilmiştir. Ardından, sanki bir erdemmiş gibi şehirleri yaşanmaz hale getirdiklerini itiraf etmektedirler.

İzlenen enerji politikaları milli olmaktan çıkmış, dengeli uluslararası politikamıza aykırı biçimde ve kaynak çeşitliliği yaratılmadan dışa bağımlı hale getirilmiştir. Çevreyi yok sayan ithal kömüre dayalı termik santral anlaşmaları hiç bir gelecek kaygısı taşımadan devreye sokulmuştur.

Madenlerimiz yandaşlara peşkeş çekilmekte, her türlü şeffaflıktan uzak ve hukuksuz yöntemlerle tahsis edilmektedir.

Üstelik yaptıkları yolsuzlukların hesabını hiç vermeyecekleri sürekli bir iktidar peşindeler.

Biat etmeye, verilene razı olmaya, kanmaya ve kandırılmaya alıştırılan bir toplum yaratmayı arzu ediyorlar. Her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak dışında düşündükleri hiçbir şey yok.

Bu dönemde, gerçeklik ile uygulanan politikalar arasındaki bağ koparıldı. Ekonomik, siyasal, iç ya da dış her türlü politika, gerçeklikten uzaklaştırıldı.

Başta ekonomi olmak üzere, gerçeği yüzümüze vuran rakamlara baktığımızda ufkumuzun ne kadar karartıldığını görmekteyiz. Yandaş medya marifetiyle gizlemeye çalıştıkları, vatandaşa tam tersini yutturmaya uğraştıkları ekonomik tablo tam bir felakettir.

Bu dönemde, vicdan ve din arasındaki bağ koparıldı. Vicdansız ve gücün emrine girmiş bir din anlayışı, bizim Müslümanlık anlayışımızla bağdaşamaz.

Bu dönemde, hak ve güç arasındaki bağ koparıldı. Hakkın sürekli ayaklar altına alındığı bir ülkede, hiçbir şey değerli kalamaz. Haklının başının sürekli eğik olduğu bir ülkede, hiçbir şey dik duramaz.

Bu dönemde, adalet ve hukuk arasındaki bağ koparıldı. Adil olmayan bir hukuk dayatılmaktadır. Yargı tayinleri partizanca yapılmakta ve güç karşısında önünü ilikleyen yargı mensupları gittikçe militanlaşmaktadır.

Adalet sadece mülkün değil, başta hukuk olmak üzere, toplumsal düzeni sağlayan bütün unsurların temelidir. Adil olmayan hukuk, adil olmayan devlet demektir. Adalete güvenmeyen bir toplumun güveneceği hiçbir şey kalmamış demektir.

Bu dönemde, liyakat ve ehliyetle, makam ve görevler arasındaki bağ koparıldı. Partili olmak ve kayıtsız olarak biat etmek, her görev için “şart” haline getirildi. Liyakat bir kenara atıldı.

Devletin bütün kurumları bir tek kişinin tahakkümü altına sokuldu. Kamu yöneticileri büyük oranda devletin değil, tek adamın temsilcisi haline getirildi.

Ortak akılla, bilimle ve tarih bilinciyle yönetilmesi gereken Devlet, ayaküstü kararlarla ve günübirlik politikalarla idare edilir hale geldi.

Bu dönemde, hesap verme ile utanma arasındaki bağ koparıldı. Sorumluluk taşıyan görevlerdeki insanlardan sıradan görevlilere kadar, her kademedeki siyasi ya da bürokratik görevli, hesap vermek yerine “yanıldık, kandırıldık, affedin” demeyi adet edindi.

Tarih:20 05 2018 15:48(1219) Facebook'ta Paylaş

10. Yorum: foçalı 24 05 2018 08:13
ülkeye aldığınız dört milyon suriyeliyi akkoyunlar a paylastiralim her akp li bir suriyeliyi kendi evine alsın

9. Yorum: tarafsız 23 05 2018 17:44
7 nolu rumuzlu mamati, kimin yüzsüz olduğunu tarih yazacak. deden ne anlattı, sen dedeninn anlattıkları ile avun... sen bu güne bak... chp ülkeyi mi iflas noktasına getirdi. chp'nin atatürk'ün yaptığı fabrikaları satanları, türk adalarını yunanistan'e verenler kahraman öyle mi? sizin,müslümanlığınız, vatanseverliğiniz bu kadar

8. Yorum: foçalı 23 05 2018 09:56
reis seninleyiz diyenler bugün dolar dört sekseni aştı eserinizle övünün

7. Yorum: memati 23 05 2018 09:35
muharem ince bumillet sizin chp den zamanında neler çekti rahmetlik dedem olsada anlatsaydı yaptığınızı şimdi utanmadan konuşursun yüzsüz adam

6. Yorum: milat 23 05 2018 07:53
chp nin erzurumdan 1 sıra adayı fetöcülerin avukatı naci turan 10 yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulunun adamın avukatlığını yapmış sayın yazar efendi duy duy. terörist seviciler ,teröristlere ağlayanlar,ezandan rahatsız olanlar,şehidlerimizden tiskinenleri chp den vekil adayı yapmış kılıçdaroğlu fakat bizim sayın yazar ak parti ile bozmuş ya kafasını bunların hiç birini yazamıyor. bütün düşmanlar her bir koldan saldırıp rte yi indirmek kendi kuklalarını başa getirmet için iş birliğine girmiş ülkemize her yönden bunlardan biride ekonomi üzerinden operasyon yapılırken ben kalkıp ülkemi dolar yükseliyor diye düşmanlara teslim etmem yorumcu arkadaşlar.bu ülkede bir gecede yüzde yüzelli devalasyon oldu ne çabuk unuttunuz.

5. Yorum: gökbörü 22 05 2018 15:40
tarıh rte ve ıktıdarını nasıl yazacak göreceğiz arkadaşlar !!!!!!!!!

4. Yorum: tarafsız 22 05 2018 14:38
milat rumuzlu yorumcu: yazara sormana gerek yok, sende bizde kimlerin olduğunu. yine de ben söyleyim, sözde ilahiyat prof. hayrettin karaman'dır.

3. Yorum: 11 köy 22 05 2018 13:43
her yazıya maydanoz olan milat bugün dolar kaç tl haberin varmı dolar füze gibi ona bağlı herşeyin fiatı aldı başını gitti körü körüne bağlılık bu olsa gerek allah akıl fikir versin.

2. Yorum: milat 22 05 2018 08:14
baldız ile evlenmek, rüşvet caizdir, yolsuzluk, hırsızlık mubahtır fetvası kim veriyor sayın yazar. yalan dolanda iftira atmakta üstünüze yok.insanda biraz utanma olur bir yazıda bunca iftira yalan dolan yazarken.sen yırtınsanda devam diyeceğiz 24 haziranda inşallah.bakalım 24 hazirandan sonra ne yazacaksın

1. Yorum: gökbörü 21 05 2018 12:22
akp amblemının etrafındakı 7 ışık ve neden ampul seçıldığı anlaşılırsa bu ıktıdarın hangı hedeflee ulkeyı bu hale soktuğu anlaşılır , 2002 de 7kollu şamdanla iktıdara gelen şahıs şimdi algıyla israıle kafa tutuyor , uyan ey mıllet uyan artık!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
kemal dervış polıtıkalarıyla devam etmış , herşeyı satmış , ülkeyı derin dehlızlere sokmuşltur.ona göre cıkıştan once son vırajjjjjjjjjj!!!!!!!


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Sonuna kadar okuyun ve yazının başlığını Yeni Türkiye’de neden benzinin lit Ülkeyi sattın savdın borçlandırdın yine Vatandaş, dövizi dış güçlerin ve ABDR Fetullah Gülen öldürülmüş ise... Tutuklanma, tarihi eser kaçaçıklığı yapa Emeklinin ülkemizin tarihi yerlerini gör AKParti'ye oy veren seçmenleri ellerim k Vebal altında kalmamak için AKParti'ye o AKP’ye oy verecekler, Allah-ü Teala, Teb Türk milleti, Türkiye’nin ya çöküşüne, y Türk Milleti, 24 Haziran'da, üreten, aş, 16 yıldır TEK ADAMIN yönettiği Türkiye&# İyi Parti’nin ilçe Başkanı Boyabat Cumhurbaşkanı adayları TV’de konuğum ols Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin 16 yıldır tek başına ülkeyi yöneten Erdo “Aldatma, Kandırma Palavra” Sayın İnce; “Sütten dili yanan, yo AKP iktidarının “Çaresizlik, iktid Gariban Muharrem İnce ne diyor? Emekli maaşlarınızı alamayacağınız günle Tura'da gelse Erdoğan kazanacak diyor am “Akli yerindedir” raporu isteniyor ! AKP’li seçmen 24 Haziran’da, Neden AKP diye bir siyasi parti yoktur? AKP, bakanlık vaadi satın alırken SİYASİ 16 yılda, eski Türkiye’nin kamu ya 24 Haziran, ülke ekonomisinin iflasından Saadet Partisi tabanı Karamollaoğlu'na i Yeni kurulacak devlet, Recep Tayyip Erdo Devlet, vatandaşın, bankalardaki tasarru Allah’dan korkmaz nankörler, AK Pa Bunlar mı vatansever, yerli ve Milli? AKP’li vekiller TBMM'de Araştırma Önerge FET֒nün bir numaralı siyasi ayağını mah TBMM’de tarafsızlık yemini yapan sayın C Eserleri kaçıran cemaatlerin terör örgüt Türkiye’yi tarikatlarla işgal etme AKP özelleştirdiği fabrika işçilerine ve Pensilvanya sakini FETÖ itiraf… Ülke borcunu 878 milyar dolara çıkararak Şeker fabrikalarından sonra sıra İstanbu Bor Madeni ile çalışan motor yapacaklard Mektup getiren AKP’li Bakan Beşir Tümü

Engelli ve yaşlı hizmetleri


İktidarın Tarım Politikaları Tarlaları Boş Bıraktı


İnancın gereği, temelleri, kriterleri


Kent Yönetiminde Kimler Olmalı


Sıladan Mektup Var-7


Hacıçayı ve Boyabat Barajı'ndan Sonbahar Manzaraları


Firmanıza Ücretsiz Mağaza Açıp Ürünlerinizi Satabilirsiniz


Boyabatlı İki Ermeni Balkan Savaşı'nda Esir Düşmüş


17 Kasım Dünya Akciğer Kanseri Farkındalık Günü


Bu diyanet işleri başkanına karşı Anadolu fetvası verilmesi lazım


Yalnız Kendi Başın mı Dertli Sanırsın


Yazarımız Avukat Prof. Dr. Nurullah Aydın'ı Kaybettik


2014 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Sonuna kadar okuyun ve yazının başlığını siz atın!


Boyabat Gazetesi'ne ASİLDER'den Ziyaret


Şehit Sadık Aparangil'in Hanımı Fatma Aparangil Ağlattı


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


Döndü Hanım


Boğazda Can Pazarı


Zamanım!


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Aralık ayı ziyaretci sayısı:397481 DtGaNi

* ANASAYFA *